17 Aralık 2012 Pazartesi

AtaTürkiye 2007-2008 arası Yazıp Gazete'de Yayınlanan Yazım

Kürt açılımı dedik pkklıları  abdullah öcalanın bir sözüyle dağdan indirip habur sınır kapısından aldık.
Hatta törenlerle karşıladık.
Peki ya Atatürk’ü nasıl unutabildik sorarım size bu Türkiye Cumhuriyeti‘ni kim kurdu sanıyorsunuz ?..
Onu herkez unutsada biz asla unutmamalıydık ...
Çünkü biz sıcak yataklarımızda uyurken onlar ( Çarık yırtık bir üniformayla Savaşıyorlardı Cephede )…
Günlük yiyicekleri sadece ekmek su ve lapaydı.
Peki ya biz napıyoruz hiç bişey ….
Ey uyan Türk Evladı Vatan elden diyor!!.
O hastalandı yatağından kalkamaz duruma geldi ama bu cumhuriyeti unutmadı hep çabaladı çalıştı nolursa olsun o bu cumhuriyetin tek temeli ve tek kurucusudur …

Sizlere bir kitapdan Atatürk’ü anlatan bölümünü paylaşmak isterim;
1917 yılının ya ocak yada şubat ayıydı.
Çok soğuk bir kış vardı.
Aslında Mustafa Kemal adında genç bir komutan Erzurum’a kadar ilerleyen düşmanı durdurmuştu.
Biz de Sarıkamış tarafından temizleyecektik,ama düşman ile karşılaşmak bile nasip olmadı.
Kış çok şiddetliydi.
Ve biz donanımsızdık,birkaç gün bu soğuğa dayanabildik.
Kendi çabalarımızla bir şey yapamıyorduk.
Bir gece arkadaşımla ben nöbetteydik.
Koşmaya başladık,askerlere bakalım diye yanaştığımızda gördük ki çoğu donmuştu.
Bir kısım arkadaşımızda donmak üzereydi.
Yanımdaki arkadaşım da Atatürk’ü ararken donmuştu.
Bense ona bakdımda yoktu.
İlerledim ve bir köy buldum köyün adı holpenk köyüne alındık ve karşıma geçip bana selam veren ise Mustafa idi.
Ben çok şaşırmış olmama rahmen şu soruyu sordum biz kaç şehit verdik dediği en korkunç cevap şuydu;
Genelkurmaybaşkanlığına göre Osmanlı kayıpları 60.000 ve Rus kayıpları 30.000'dir. 
Genel Kurmay Başkanlığı'nın 1933 yılında yaptığı açıklmaya göre ise Osmanlı ordusunun kayıpları 109.274'tü.
Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Rus'lar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden olmalarıdır.
Bu bir kitapdan alıntıdır ve bu kitap gerçek bir şehit’n söledikleri olup hiçbiri yalan veya sahte değildir …

 Aziz Şehitlerimizin Ruhu Şad OLsun 


19 Ekim 2012 Cuma

Babam'a İtafen ...

Miniciktim eline verdiler beni,SEV DİYE DOYA DOYA KOKLAYA BİL DİYE!.

SENDE ÖYLE YAPTIN BABAM !..

Hiç bir zaman bırakmadın beni yarı yolda yanlız başıma sevginle varlığınla yokluğun hep varoldun hayatımda
uzaktayken bile yakındın bana iyi ki varsın be varlığım ....

Sevginle büyüdüm

Doğruyu Yanlışı Sen Öğrettiydin Bana

Saygılı Olmayı

İnsanları Sevmeyi Ama Güvenirken Dikkatli Olmayı

Neşelenmeyi Hüzünlenmeyi

İlk Adımımı Atarken Sağlam Basmamı Sen Öğrettin Bana

Yaralandığımda Yanımda Olan Sendin Babamm ...

HER NEKADAR HASTA OLSAMDA DOĞDUĞUMDAN BERİ HEP KAHRIMI ÇEKTİN SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM İYİ Kİ VAROLDUĞUN İÇİN ÖMRÜMDE SANA VE RAB'BİME BİNLERCE KEZ TEŞEKKÜR EDİYORUM

İYİ Kİ DOĞDUN ....







9 Ekim 2012 Salı

Ülke Satıldı Sen UYU HALKIM ...

ÜLKE SATILDI HALA UYU SEN EY TÜRK HALKI

23 Eylül 2011 Cuma, 00:24 · tarihinde Zeyna Nur Özada tarafından eklendi
Karanlık  bir  dönemden  geçiyoruz.     Karanlık…
Hem  de  zifiri  karanlık.
Yer  kara, gök  kara.   Kapkara  bulutlarla  kaplanmış  yurdumuz…
Bombalar artık başkentimiz Ankara’nın göbeğinde patlamaya başladı. Oslo’da PKK ile görüşme yapanların bombaların metropollere yerleştirildiğinden haberi vardı. Bunu militanların yüzüne açık açık söylüyorlardı, okuduk. Ama önlem alınmadı.
Ankara’daki patlamadan sonra şimdilik biri kadın üç şehidimiz var. Yine şehit cenazeleri kalkacak… Yine anaların, babaların, eşlerin, çocukların gözyaşı akacak. Ve biz hâlâ bu canilere “SAYIN” diye hitap edeceğiz. Böyle giderse evlerimizi de basar bunlar yakında. Zaten Rumlar, Türk hükümetinin uyarılarına kulak asmayarak, karasularımıza girdiler. ABD ve İsrail’in desteğinde Akdeniz’de petrol aramaya başladılar bile.
Bütün bunlar olup biterken, Muhalefeti, iktidarı ile milletin vekilleri, olup biteni seyrediyor sadece. Bakıyor şimdilik. Fıkrada anlatıldığı gibi, “Bakalım, ne olecek?” diyor şaşkın şaşkın.
Çünkü (KHK), kanun hükmünde kararnamelerle yüce Meclis çalışamaz duruma getirildi. Sevgili Bekir Coşkun’un deyişi ile “Millet kul, milletvekilliği çul” oldu.
Eline KHK silahını geçirdi. İktidarın “Astığı astık, kestiği kestik” şimdi. Dilediği yasayı çıkarıyor, dilediğini kaldırıyor. Sıra “AKP’yi kapatma Davası”nın rövanşı”nı almaya geldi. “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada görevlendirilen savcıların kimler olduğu” araştırılıyor artık…
KHK’larla Atatürk, Türklük, Türk ulusu, Türk milliyetçiliği yok ediliyor. Ders kitaplarından Atatürk posteri ve onun “Gençliğe Hitabe”si kaldırıldı. Sayın Rauf Denktaş’ın deyişi ile “Kimin neresine batıyor” Hitabe?
Tarikatçılar, tekkeciler çekirge sürüsü gibi sardı dört bir yanımızı. Ellerinde ,“Çocuğumun varlığı hiç kimsenin varlığına armağan olmasın. Andımız ve Milli Güvenlik dersi kaldırılsın” diyen bir Mazlum-Der grubu, Atatürk’ten, “Ölmüş, gitmiş bir komutan” diye söz ediyor. Yakında Çanakkale şehitlerinin mezarlarını buldozerlerle dümdüz edip, yerine çok katlı binalar inşa ederlerse sakın şaşırmayın…


Tüm dünyanın hayran olduğu, başbakanların, elçilerin önünde eğildiği Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kemikleri şimdi nasıl sızlamasın?
Vakit daralıyor. Zaman kalmadı. Bir avuç işbirlikçi, hain yönetici dışında, vatanını seven CHP’li, MHP’li, AKP’li tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum…
Yani Türk ulusuna sesleniyorum.
Yani bu ülkenin gerçek sahiplerine, tabana sesleniyorum:
Vatanımıza sahip çıkalım. Vatan parçalanıyor. Vatan lime lime ediliyor. Vatan elden gidiyor. Eşkıyalar topraklarımız üzerinde horon teperek birbirini ağırlıyor, birbiriyle kucaklaşıyorlar…
“İzdivaç programlarından, yarışmalardan, narkoz etkisi yapan, uyuşturucu pembe Türk dizilerinden başımızı kaldırıp, şöyle bir çevremize bakalım. İşbirlikçi, yalaka gazeteleri, televizyonları protesto edelim. Almayalım. Satmayalım. Seyretmeyelim. Biraz da yurtseverlere kulak verelim. Direnenleri görelim. Direnişleri, direnişçileri destekleyelim.
Düşman  kara  sularımıza,  dağlarımıza  girdi.
Özgürce,  serbestçe  dolaşıyor.
Karışan  yok,  müdahale  eden  yok.
Düşmanla  mücadele  edileceği  yerde  müzakere  yapılıyor.
Vakit  daralıyor   sevgili   ulusum.
Vakit   daralıyor   sevgili   halkım.
Zaman   kalmadı..!!!!!
Kurtuluş Savaşında  Ziya Gökalp,  Yusuf Akçura,  Mehmet Akif  gibi  ayrı  görüşten 
kişiler,  nasıl  Mustafa  Kemal  Atatürk’ün  çevresinde  birleşip  bütünleştilerse,  bizler 
de  yeni  bir  MÜDAFA-İ HUKUK  oluşumunda  bir  araya  gelelim…
Kara  kapkara  bulutlar  ancak  böyle  dağılır.
Çocuklarımızın  geleceğini  karartıyorlar.
Çocuklarımızın  geleceğini  satıyorlar.
Türkiye’den  başka  gidecek  yerimiz  yok.

16 Eylül 2012 Pazar

Faruk Kurukaya ( Faruk K )

Faruk Kurukaya ( Faruk K ) 20 Nisan 1977 Türk şarkıcı Aslen Sinop Boyabatlı

Yeşil gözleriyle sempatik ve içten tavrıyla tanıdığımız Faruk K'nın geçmişide çok hareketli...
Bir çok aktivitede bulunan Faruk K her etkiliğe katılmış ama en çokta dans ve tiyatro'da faaliyet göstermiştir.

Hayatı; İstanbul Yapı Meslek Lisesi'nden mezun olduktan sonra 2 sene kadar amatör tiyatrolarda oyunculuk yaptı. 

1991 senesinde başladığı özel dans derslerinin ardından Muhabbet-92 müzikalinde Şener Şen ve 

Emel Sayın'la aynı sahnede profesyonel hayata adım attı,
 
Aynı sene Yonca Evcimik ile başladığı dans serüveni 9 yıl profesyonel olarak devam etti. 

Dansı hayatında yaşam felsefesi olarak seçtiği yıllarda Bestecilik ve Söz yazarlığı ile müzik hayatıma adım attı.

1996 senesinde Birkaç İyi Adam grubunuyla birlikte ilk single, ardından Çıtır Kızlar’la aynı kaseti paylaştıkları 2. Albüm geldi. 

Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Modern Dans Bölümünden mezun oldu.

Konservatuar yıllarında sanat yönetmenliği ve koreografi üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda birçok sanatçının kliplerinde konser ve televizyon programlarında çalıştı.

Profesyonel olarak dans ettiği 1996 ile 2000 yılları arasında Hakan Yonat, Kemal Başbuğ, Gürsel Aksun ve Deniz Akel'in yönetmenliğini yaptığı kliplerde sanat yönetmeni ve koreograf olarak çalıştı. 

2001 ile 2007 tarihleri arasında yönetmen olarak Demet Akalın (Mantık evliliği), Zeynep Mansur (Katlanamam), Zeynel Aba (Kipriya), Ebru Şimşek (Ağır takılalım), Yelda Başaran (Öp diyemem, Kısmet değilmiş), Özlem Cevher (Sen anlarsın, Leyla) kliplerini çekti.

2001 yılında yayınladığı Azar Azar adlı solo albümüyle büyük çıkış yakaladı. 

Bu başarısını 2002 yılında Honki Ponki adlı albümü ve 2005 yılında Enerji adlı albümüyle devam ettirdi.

2008 yılında aşk tek yön isimli albümüyle çıkışına devam eden sanatçı 2008 sonu 2009 başlarında yeni şarkılarıyla Kalbimin sesi albümünü çıkardı.

 Üç yıl aradan sonra FARUK K ‘FARK’ (2011) albümü ile müzik camiasına yeniden iddialı bir giriş yaptı. Yeni albümünde sezen aksu serdar ortaç zeynep dizdar gibi isimlerin parçalarınada sahip olan albüm 18 mart 2011 itibari ile müzik market raflarında yerini almıştır.


Vee İşte Asıl Ben Niye Faruk Kurukaya'yı Yazdığımı Sorarsanız;
O Benim Gerçek Abim Sayılır.
Varlığı Bana Güç Veren Yokluğunda İse Müziği Azim Veren Ender insanlardan Biridir.
Onu 6 Yaşlarında Felan Tanıdım Hala Daha Tanıyor ve Görüşüyorum Yaşadığım Yerde 4'e Yakın Konser Verdi Sonuncusu İse İşte 90'lar Konsepti Oldu Jale Faruk K  Zeliha Sunal  İdi.
İyiki Varsın Abim Az Çok Beni Yetiştirdin Sayılır İyiki Ömrüme Giriverdin ...























15 Eylül 2012 Cumartesi

KÜRESEL ISINMA

  Bir süredir etkisini çokça gördüğümüz '' Küresel Isınma ''Atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, Dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir.

  Afrika ülkelerinde Yaşanan Sıcaklık bu yaz tüm Türkiye'yi etkisi altına aldı.

Bu sene tüm şehirlerde kışın sert geçeceği söyleniyor! Bu bile buzulların erimesi küreselleşme ile alakalı,
böyle giderse dünyanın 2030 yılında yok olucağı bahsediliyor,ama asıl bahsedilen buzulların tamamiyle erimesi vede denizlerin buzullarla kaplanacağı deniz seviyesi yükselleceğide söz edildi.
İşte Size Bazı Benim bildiğim Bilgiler ...

 Bu yıl buzulların kapladığı alan ciddi oranda küçüldü. Bu küçülme bazı alanlarda yüzlerce mille ifade ediliyor.

Bu yıl Haziran ayında buzullar, normalde Eylül ayında (yani buzulların en düşük seviyede olduğu ayda) olması gereken boyuttaydı.
Bir kaç hafta önce, buzullarda rekor bir erime gerçekleşti ve bugüne dek ulaştığı en küçük boyut olan 3,51 milyon kilometre kareye ulaştı.

Ve hala erime devam ediyor.

50 yıldır saptanabilir duruma gelmiş ve önem kazanmıştır.

 Dünya'nın atmosfere yakın yüzeyinin ortalama sıcaklığı 20. yüzyılda 0.6 (± 0.2) °C artmıştır.

İklim değişimi üzerindeki yaygın bilimsel görüş, "son 50 yılda sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkiler oluşturduğu" yönündedir.

İklim sistemi içsel ve insani etkiler, güneş hareketleri ve sera gazları, vb. nedenlerden etkilenmektedir. İklimbilimciler (klimatolog) küresel ısınma konusunda hemfikirdirler.

Bu değişimin detaylı nedenleri açık bir araştırma alanıdır ama bilimsel çoğunluk sera gazlarının son zamanlardaki sıcaklık artışının başlıca nedeni olduğunu belirtmektedir.

Atmosferdeki karbondioksit (CO2) ve metan (CH4) oranlarındaki artış dünya yüzeyinin sıcaklığını yükseltmektedir. CO2 oranındaki artış dünyanın yüzeyini ısıtmakta ve kutuplara yakın buzların erimesine yol açmaktadır.

Buzlar eridikçe yerlerini kara veya sular almaktadır.

Kara ve suların buza oranla daha az yansıtıcı olması güneş ışınımı emilimini arttırmakta ve dolayısıyla buzullarda daha fazla erimeye yol açmaktadır.

Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmektedir. Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, Güneşten gelen RADYASYON bir yandanda dış uzaya yansımasını önleyerek ve diğer yandan da bu radyasyondaki ısıyı soğurarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı ileri sürülmektedir


9 Ağustos 2012 Perşembe

BURÇİN AĞABEYİM

Tanrı Kimseyi Kanser Etmesin Zor ...
Yaşamk ve Hayata Tuttunabilmek Kolay Değil.
Savaşmak Lazım Uğurunda Onca Diyaliz Gerekcek Ama Yenicez Demeli İnsan Asla Yılmamalı.

Saçlar ve Kaşlar Dökülcek Belki Ama Boş ver Onca Şeyi Şunu Düşün;Onlar Takmaydı de ve Unut...
Sen Yaşamalısın! Annen İçin Ablan İçin Umudunu Asla Yitirme,İlkini Atlattığın Gibi Bunu da Atlatcaksın Elbet.. Yitirme Asla İçinde Kopan Fırtınayı.
Bizler Desteğiniz Arkanda KOCA BİR AİLE KOCA BİR SEVGİ SELİ VAR UNUTMA...
Denizler Bile Sonsuzdur Nereye Gitceği Belli Olmaz Dalgalanır Hep Sende Bu aralar Çok Dalgalısın Elbet Durulcak Bu Dalgalar Öyle Değil Mi ? İşte Ozaman Bitecek Bütün Bunlar ...
KANSER DEDİĞİNDE ÖNEMLİ DEĞİL RÜZGAR GİBİ GELİP GEÇCEK İŞTE OZAMAN;

Gülüceğiz Hep Birlikte Eğleneceğiz. Bağır Çağır Ama Sakın Umutsuzlağa Kapılma Ailen Seni Çok Ama Çok Seviyor Abim ... 



30 Haziran 2012 Cumartesi

Barış'ım

29 Haziran 1979  da Doğan Barış Akarsu Doğum Gününde Geçirdiği Trafik Kazası Sonucu Yaralanmış ve   4 Temmuz 2007 de Hayata Veda Etmiştir 
İçim de Derin İzler Bırakan Ölmeden Sadece 1 Hafta Öncesinde Görüstüğüm İnsandır Barış Akarsu :'(
Şu Satırları Yazarken Bile Hüzünlendiğim Ağladığım Tek İnsandır 
Efendiliği İnsanlığı Ve Cömertliliği İle Kalbindeki O Saf Çocuksu Yönüyle Bir Numaraydı Gönüllerde ...
Hayranları Sevenleri Çok Dua Ettik İyileşsin Diye Ama  Olmadı Dayanamadı Malesef ki :'( 
Şimdi İse Onu Aşağı Yukarı Herkez Unutsada Ben Ve Seven Bir Kaç Kişi Unutmadı....

Melekler Senle Olsun Sürme Gözlüm  Seni Hala Çok Seviyoruz ... :(






8 Haziran 2012 Cuma

Sinop Hayaller Tiyatrosu Başlangıç 1. Senem

Bugün Sizlere Benim 2. Ailem Olan ''Sinop Hayaller Tiyatrosu'na Başlangıcımın 1. Senesinden Bahsetceğim .

Ben bu aylarda başladığım hayaller tiyatrosu ekibine adaptasyonum zor olmadı hocalarım Emre Kiraz  ve Enes Cangül e bu Konuda Minnettarım... 
İlk atölyeler ile başladım sonra yavaş yavaş sahneleme atölyelerine geçişler başladı ama herşeyı ıle ıyı bır ekıptık ve herşeyın ustesınden gelıyorduk :) 
Her Cumartesi Pazar Çalışmalarımız olur Bende Gerze'den Kalkar Gönül Verdiğim Emek Sarf Ettiğimi Bildigim Hayaller tiyatrosuna Giderdim ...  
Hala Daha Giderim Pek Bu Aralar Gidemesemde :-(  
Her neyse Biz Tabi Günler Aylar Geçti ve bir Ay Turne kapsamında Bir Varmış Bir Yokmuş Adlı Kız Çocuklarını Okula Göndermeyi Amaçlayan Proje Kapsamında Çağatay Arkadaşım Nasrettin Hoca Bende Onun Karısı Rolündeydım Ve Okuma Yazma Bilmiyordum Sonra Okula Gittim ve Öğrendim :)) 
Sonra Ayancığa Gittik Ekipçe ve Dönüş Çok Geç Olduğu İçin Gerze'ye Dönemedim ve Ela Nur Arkadaşımda Kaldım Onunda Ailesi Sıcack Ve İçtendi Bir Gece Kaldım Ama Karşılamaları Tutumları bile Çok İyi İdi.
Tabi Sonra 24-25 Aralıkta Kastamonu Turnemiz Bile çok İyiydi Ekipçe Biz Çok İyiyiz Yav Ama Gerçekler de Acıdır Sinop'taki En İyi Tiyatrolardan Biri de Biziz :)) 


Fazla Uzatmayayım Ben Sözümü :) Ve Tek Diyeceğim; 
DİLERİM ALLAH'TAN HEP BU EKİPLE ÖMÜR BOYU OLABİLEYİM ...






5 Haziran 2012 Salı

Yunusların Katledilişleri :(

Bundan 2 Hafta Önce Gerze' de
Ortaya Cikan Yunuslar Malesefki Karadeniz Azgin Sulariyla Dans Ederken Takildiklari Trol Avcilarinin 

Aglari Onlara MEZAR OLDU ...

Bazilarinin Kafalari Bazilarinin Kuyruklari Ve Daha Dogmamis Anne Karnindaki Bebekleriyle Öldü

Bu Sizce İnsanlık Mı ? Kıymadan Canice Katlettiler.
Vicdansızlar Sorsak Balık Yiyorlar Ağlarımızı Yırtıyorlar Diyecekler Yüzsüzce Ama Suçlu Olan Onlarken Biz Suçlancaz Gereklı Yasal İşlem Başladı ve Bitti Gereken Yapıldı Şuanda.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Gerze Çarşı Grubu ve 19 Mayıs Eylemi

Çarşı TERMİK SANTRALE DE KARŞI

Gerze Çarşı Grubu, Gerze Gündem Haber’e basın açıklamasında bulundu. 



Çarşı termik santrale de karşı.

19 Mayıs Perşembe günü saat 20.30’da hükümet meydanında yapılan gençlik şöleninde, termik santral karşıtı pankart açarak sloganlar atan çarşı grubunun basın açıklaması şöyle:
Çarşı grubu, termik santral konusunda verdiği onurlu mücadelesini, amaçlarına ulaşıncaya kadar devam ettireceklerini açtığı pankartla ve attığı sloganlarla göstermiştir. Tüm kamuoyuna Gerze’nin sahipsiz olmadığını bir defa daha hatırlatmıştır.
Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve ilkeleri dışında, kendisi de dâhil olmak üzere her şeye karşı olan çarşı grubu, tıpkı 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Atatürk ve ülkemizi işgal eden düşmanlara karşı göğsünü siper eden kahraman Türk Halkı gibi, bu şehit kanıyla sulanmış ata mirası vatanımızın toprağını, suyunu, havasını, denizini gelecek nesillere tertemiz aktarmak ve arkasında yabancı şirketlerin olduğu termikçi şirketin güzel İlçemize vereceği zararlara engel olmak için ölümüne mücadele edecektir. Hatta bu uğurda, gerekirse en büyük mertebe olan şehitlik mertebesine seve seve ulaşacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz.
Her hangi bir kişinin, kurumun ya da kuruluşun çatısı altına girmeden, sadece kendi duygularıyla hareket eden çarşı grubu, ambleminde Türk bayrağı olan ve O’nu göğsünde gururla taşıyan Beşiktaş taraftarıyla ve Beşiktaşlı duruşunun verdiği gurur içerisinde bu mücadeleyi verecek ve toprağını termikçi şirkete ya da başka bir yabancı sermayeye teslim etmeyecektir 

 Ve Bu Yazı Yayımlandığı Tarihten Bu Yana Yani 20 Mayıs 2011 Cuma 20:52  Bu haber 1350 kez Okunmuştur ... 

 Bir Anlık Karardı ve Harika Oldu Tekrardan Teşekkürler Minnettarım Size ...

 

                                                           Rıza Belovacıklı 

                                                  Gerze Çarşı Grubu Basın Sözcüsü

 

   

 

 

8 Mayıs 2012 Salı

Epilepsi ( SARA )





SARA (EPİLEPSİ) HASTALIĞI
Vücudumuzu yöneten merkez beyindir. Bütün aktiviteleri beynimiz sayesinde yaparız. Dolayısıyla beyindeki hücreler arasında elektriksel bir bağlantı vardır. Merkezi sinir sistemi hücrelerinin beklenmedik, aniden elektriksel boşalması sonucu epilepsi ortaya çıkar. Bir kaç dakika sürer ve sonra geçer. Bu durum bir defadan fazla meydana gelirse buna epilepsi hastalığı denir. Halk arasında “sara” hastalığı olarak bilinir. Nöbetler şeklinde görülür.
Dünyada yaklaşık 40 milyon sara hastası vardır. Ülkemize bu sayı 700 bin civarındadır. Toplumda sara hastalarına genelde kötü gözle bakılmaktadır. Oysaki epilepsi sadece sinirsel bir hastalıktır ve epilepsi hastaları asla deli değildir ve hastaların zeka anormallikleri yoktur.

SARA HASTALIĞININ NEDENLERİ

Genelde epilepsinin nedeni bulunamaz fakat sıklıkla çocukluk çağında ortaya çıkan bu hastalıkta bazı etmenlerin hastalığa neden olduğu bilinmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
  • Doğuştan gelen faktörler: Doğum sırasında beynin oksijensiz kalması ya da zedelenmesi, genlerin bulunduğu kromozomlarda meydana gelen hastalıklar, enzim eksikliği,
  • Beyin zarlarında iltihap oluşması, menenjit, beyinde meydana gelen tümörler,
  • Gebelikte ortaya çıkan, bebeğin gelişmesini önleyen bazı hastalıklar, annenin sigara, alkol, madde kullanması,
  • Trafik kazası sonucu beyin zedelenmesi, travma geçirme,
  • Ateşli havale geçirme, epilepsinin nedenleri arasında yer almaktadır.

EPİLEPSİ NÖBETİ

Epilepsi nöbetlerinin farklı şekilleri mevcuttur. Şuur kaybı ile beraber görülen nöbette, kişi yaptıklarının farkında değildir. Zaten nöbetten sonra da ne yaptığını bilemez. Elleri, kolları anlamsız şekilde sağa sola hareket eder. Sersemlemiştir ve gözünün önünde noktalar oluşur.
Diğer bir nöbet şeklinde yine şuur kaybı vardır ve hasta yere düşer. Bütün vücudu kasılır ve çırpınır bir haldedir. Ağzından köpük gelebilir. Yaklaşık3-4 dakika sürer. Hasta dilini ısırabilir. Nöbet geçtikten sonra yorgun bir haldedir. Bir süre sonra normale döner.
Bazı nöbetlerde sadece belli bir vücut bölgesi etkilenir. Çünkü bütün beyin etkilenmemiştir. Kontrol edilemeyen vücut bölgesinde, dengesiz hareketler görülür. Şuur kaybı yoktur. Bir başka nöbette ise bir kaç saniye donuk anlamsız bakıştan sonra normale döner. Çok kısa sürelidir ve sadece birkaç saniye şuur kaybı vardır.
Epilepsi hastalığıyla yaşamak zordur fakat kontrol altına alınabilir. Önemli olan nöbetin ardarda gelmemesidir. Bu durum, hayati tehlikesi olan bir problemdir.

NÖBET SIRASINDA NELER YAPILMALIDIR?

Nöbet sırasında yapılcak şey, hastanın kendisine zarar vermesini önlemektir.
  • Hastanın etrafında hastaya zarar verecek eşyaları kaldırmak gerekir. Başını bir yere çarpabilir. Kesici aletlere, yatak kenarlarına çarpıp kendisine zarar verebilir.
  • Başını ve vücudunu yana çevirin, başının altına yumuşak bir yastık koyulmalıdır.
  • Dilini ısırmaması için nöbet geçiren kişinin çenesi açık tutulmaya çalışılmalıdır.
  • Kıyafetleri ve yakası gevşetilmelidir. Rahat nefes alması sağlanmalıdır. Hastanın ağzında yiyecek varsa bunu çıkarmak gerekir.
  • Hastayı kendine getirmek için soğuk su dökme, tokat ama, kolonya sürme gibi şeyler uygulanmamalıdır.
  • Panik yapmayın ve hastayı da telaşlandırmayın.
  • Hastaya herhangi bir ilaç verilmemelidir.
  • Nöbet sırasında hastanın neler yaptığını gözlemlenmeli ve hastanın doktoruyla bunlar paylaşılmalıdır.

EPİLEPSİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

Epilepsi teşhisinde hasta yakınlarının, doktora vereceği bilgiler çok önemlidir. Nöbetin ne kadar sıklıkla meydana geldiği, nöbet sırasında neler olduğu hasta yakınları tarafından dikkatle incelenmeli ve bu bilgiler doktora iletilmelidir. Doktor- hasta yakını iletişimi çok önemlidir. Ailede başka birinde de bu nöbetin olup olmadığı öğrenilir. Ancak epilepsi tedavisi uzun sürdüğünden, kesin teşhis koymak için kesin bulgular gereklidir. Bunun için de bazı tetkikler gerekecektir. Beyin tomografisi, EEG, emar ve bazı testler istenir. Bu testler, ayırıcı tanı konması için mutlaka yapılmalıdır.

EPİLEPSİ TEDAVİSİ

Epilepsi tedavisi ömür boyu sürebileceği gibi, bazı kişilerde belli bir yaştan sonra nöbetler ortadan kalktığından tedavi de bitirilir. Fakat bunu doktorunuz belirleyecektir.
Epilepside kullanılan tedavi şekli ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar beynin aşırı uyarılmasını engeller. Fakat ilaç tedavisiyle hastalık tamamen ortadan kaldırılamaz. Sadece oluşabilecek nöbetlerin önüne geçilmiş olur. İlaçların düzenli ve belirlenen dozda alınması şarttır. Bir müddet nöbet olmaması ilacı bırakmanız gerektiği anlamına gelmez. İlacı bıraktıktan sonra tekrar nöbet ortaya çıkar. Ayrıca ilaç kullanan her kişide nöbet oluşmayacak diye bir şey de söz konusu değildir. Tedavide hastalığın tamamen geçmesi yüzde 60 ihtimaldir.
Epilepside her hastaya aynı miktarda ya da aynı ilaçlar verilmez. Doktor, hastanın yaşı, kilosu, nöbetin tipine göre ilacı belirler. Gerekirse birden fazla ilaç hastaya önerilir.
Her hastalığın ilacında olduğu gibi epilepsi ilaçlarının da bazı yan etkileri vardır. Yorgunluk, uyku hali, kilo alma, saçlarda ve ciltte döküntü bunlardan bazılarıdır. Doktorunuz size en uygun tedaviyle bu yan etkileri minimuma indirecektir.

Epilepsinin tamamen geçeceğini söylemek mümkün değildir. Bazı hastalarda özellikle ergenlik çağında geçebilir. Nöbeti oluşan kişilerde ise tedaviye devam edilmelidir. Doktorunuz öngördüğü takdirde bir müddet ilaç tedavisi kesilerek nöbetin oluşup oluşmayacağına bakılır.


 İlaç tedavisine başlama

Epilepsi tedavisinde en önemli nokta nöbetleri durdurmaya yönelik olarak seçilen ilaçların düzenli ve planlı kullanımıdır. Her beş hastadan dördünde uygun ilaçlar seçildiğinde ve yeterli dozda alındığında nöbetler durur. Hekimler genellikle tek bir epilepsi ilacı ile tedaviye başlamayı tercih etmektedirler. Eğer bu ilaç nöbetleri yeterince kontrol altına alamıyorsa, o zaman ilaç değişimi yapılabilir veya ikinci bir ilaç eklenebilir.


Hangi ilaç?


Doktor epilepsi teşhisi koyduktan sonra, nöbetleri kontrol altına alacağını düşündüğü ilacı seçecek ve ilacın dozunu yavaşça artırarak nöbetleri kontrol altına almaya çalışacaktır. Bu esnada doktorun düzenli takibi sürecek, gereğinde kan örneği alınarak ilaç kan düzeyleri ölçülecektir.

Tedavide başarılı sonuca ulaşana kadar doktorunuzla sıkı irtibat halinde olmalısınız ve aşağıdaki durumlarla karşılaşınca doktorunuzun önerilerini almalısınız:
" Nöbet sayısında beklenmedik bir artış olursa
" Herhangi bir nedenle ilaç alamadığınızda (örn. Mide yakınması)
" Diğer sağlık nedenleriyle
" Gebelik söz konusu olduğunda veya gebe kalmayı düşündüğünüzde
İlaçlarınızı doktorunuzun söylediği şekilde düzenli olarak almalısınız. İlaçların düzensiz alınması veya almaya ara verilmesi bu ilaçların nöbetler üzerine sağladığı olumlu etkiyi ortadan kaldıracaktır.

Yan etkiler


Her ilacın yararı yanısıra yan etkilerinin de olması söz konusudur. Bu ikisini dengelemek hassas bir iştir. Bazı kişilerde herhangi bir yan etki görülmezken bazen de yan etkiler ortaya çıkabilir

Erken dönemde ortaya çıkan yan etkiler
Her ilacın farklı yan etkileri söz konusudur. Bu yan etkilerin büyük bir kısmı vücudun ilaca alışması ile kaybolur. En sık rastlanan yan etkiler uyku hali, baş dönmesi ve dengesizliktir. İlaca yeni başlandığında bu yan etkilerin birkaç hafta içinde kaybolması beklenir. Uzun sürmesi ve azalmaması durumunda doktorunuzu aramalısınız.

Bazı insanlar bazı ilaçlara karşı allerjiktir. Böyle durumlarda basit bir deri döküntüsü bile olsa dokotrunuzu haberdar edin, eğer gerek olursa doktor ilacı değiştirerek size yeni bir ilaç başlayacaktır. Allerjik durumlar ihmal edilmeye gelmez, hemen doktora başvurmalıdır yoksa bazen çok ciddi reaksiyonlara yol açabilir.


Geç dönemde ortaya çıkan yan etkiler


Bazı ilaçlar -genellikle daha eski ilaçlar- çok uzun süre kullanıldığında hafıza ve konsantrasyon kusurlarına, çocuklarda aşırı hareketliliğe, dişetlerinde büyümeye sivilcelere ve kilo artışına neden olabilirler. Bazen yan etkiler nedeniyle doktorunuz size uygun başka bir ilaca geçebilecektir. Bazen de hiç nöbet olmaması karşılığında bir miktar yan etkiye razı olmak gerekebilmektedir


İlaç tedavisini sona erdirme


Hiç kimse sürekli ilaç almayı istemez, ancak sağlıklı olabilmek için bazen bu gereklidir.

     

Yaykıl Çadır ve Hıdırellez


Gerze Yaykıl Çakıroğlu Mevkii’de Geçtiğimiz  Pazar Günü  Yani Dün

Hıdırellez Şenliği Vardı.

Çoşkulu geçti baya halk eğlendi,katmerler ve yumurtalar dağıtıldı ,

Çuval Yarışı vede Kaşıkta Yumurta Taşıma Yarışması Yapıldı.

Gerze’ye Has Gelenek Olan Köçekler Davul ve Zurna Ekibide Sevgili Nahide Ablamızın Sinop Türküsüne Uyarladığı Bize Gerzeli Derler Türküsünüde Çalıp 2 Saat Sonra Felan Çadırdan Ayrıldılar

Harika Günün Sonunda Biz Yani Babam Eve Dönmek İstesede Ben Oraya Ormana Çadır Kurup Yatasım Vardı

ORASI CENNET BIRAKIN BİZDE KALSIN CENNETİMİZ  CEHENNEMSE SİZİN OLSUN AMA BİZİM CENNETİ BIRAKIN ÖZGÜR OLSUN KUŞ SESLERİ CIVILTILARI …








6 Mayıs 2012 Pazar

YEGEP HIDIRELLEZ ŞENLİĞİ

Yaykıl nöbet çadırının 300. gününe denk gelen 6 mayıs Pazar günü Hıdırellez ateşinde termiksiz yaşam şenliğini kutlamak için DİRENİŞ çadırında buluşuluyor....saat 13.00 ten sonra akşama kadar devam edecek şenliğin ardrından gecede çadırda sinevizyon kurulacak.entelköy efeköye karşı filmi izlenecek....Çatalağzı'nda çekilen görüntüler gelemeyenlere izlettirilecek... Anadolu Grubu topraklarımızdan çekiline kadar, tüm dereler, denizler, gökyüzü ve yeryüzü özgürleşene kadar, doğaya yaşama düşman tüm yatırımlar ortadan kalkana kadar direniş çadırlarımızı terk etmeyeceğiz!


YEŞİL GERZE ÇEVRE PLATFORMU ( YEGEP )

Doğa

Doğa

Doğa; Kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlıkların hepsini kapsar.
İnsani faktörler etkin değildir. Madde ve enerji unsurlarından oluştuğu kabul edilir.
İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç;
Canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın tümü, tabiat.
İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış doğal güzelliklerini koruyan, genellikle kent dışı kesim. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
Aynı zamanda insanın yaşaması bakımından önemli bir mekandır.Aslında bir hayal olarak görülen doğada yaşama fikri gerçekleştirilebilir.
Doğayı Son Zamanlarda Çok Kirlettik ve Ekolejik Dengesini Mahvettik ki Gelin Bunları Sıralayalım;
1.Nükleer Santraller .
2.Hidro Elektrik Santralleri.
3.Ormandaki Dengenin Bozulması;Orman Yangınları Ağaç Kesimi vb nedenlerden ötürü:
Doğanın bize kucak açması için;onun içinde kendimizede bir yer bulmamız için ve onun bizi kabul etmesi için kendimizi ona affettirmemiz gerekir.
Bu yüzden artık doğaya naptıklarımızı düşünüp ona göre adım atmak şarttır!..
Bide Benim Yaşadığım Yerin Küçükte Olsa Bir Doğasını Sizlere Belirteyim;
'' GERZE'ye '' değinmek aslında birazdaha en doğru seçenek gibi göründü bana ...
Doğası yeşilliği manzarası ve eşsiz muhteşem kokusu ile, harika bir ( Tabiatı ) olan çok güzel bir yer...
Gerze Aslında Her Çeşit Bitki Örtüsüne Sahip Bir Yer .
Çok Güzel Bir Doğa İyi Bir Yer İçin Diyeceğim Bir Şey Var Size;
Doğaya Sahip Çıkmak.
İyi Bir Yer İçinde Yaşadığınız Yer Sahip Çıkmanız Lazım.
Hertürlü Felakettende Korumanız Lazım ki Doğamız Hür ve Çoşkulu Yaşadığımız Yerinde Doğası İyi ve Temiz Olsun !!.

SAKİN TİYATRO'NUN 8 YILLIK DESTANSI HİKÂYESİ

ANKARA DEVLET OPERA BALESİ EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN DOĞAN SANAT Bir Öğretmenin, Bir Sanatçının, Bir Babanın Ardından Bıraktığı İz… Gerze’ye il...