25 Kasım 2025 Salı

SAKİN TİYATRO'NUN 8 YILLIK DESTANSI HİKÂYESİ

ANKARA DEVLET OPERA BALESİ
EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN DOĞAN
SANAT



Bir Öğretmenin, Bir Sanatçının, Bir Babanın Ardından Bıraktığı İz…


Gerze’ye ilk geldiği gün, kimse onun burada bir gün sanatın kalbini yeniden atacağına, bir tiyatro topluluğunun doğacağına ve yüzlerce insanın hayatına dokunacağına dair bir fikre sahip değildi.
Ama o… Sadece tiyatroya değil, insana, sanata, sese, duyguya ve sahneye inanan biriydi.
Ve o inanç, bugün Sakin Tiyatro’nun 8. yılına ulaşmamızı sağlayan en güçlü temeldi.




İlk yıllar…


Sıfırdan, imkanlardan çok inançla, çok çalışmayla ve büyük bir sabırla başladı her şey. Birkaç sandalye, birkaç perde, çokça hayal ve sınırsız enerji…
Zamanla bu küçük adımlar, Gerze’de benzeri olmayan bir tiyatro kültürüne dönüştü.
Çocukların, gençlerin, yetişkinlerin kendilerini bulduğu, nefes aldığı, öğrendiği bir alan oldu.

Profesyonel bir sahne vardı ama büyük bir bütçe yoktu, kalabalık bir ekip yoktu.
Ama bir hayal vardı, birde Gerze Konservatuarı Gerze Belediyesi Başkanı Osman Belovacıklı’nın da büyük desteği....


Bu hayal; şehrin içinde sanatın yaşayan bir damarını oluşturmak, gençlere sahneyle nefes alma fırsatı vermek, tiyatroyu lüks değil, herkes için bir gerçeklik haline getirmekti.


Ve o hayal 8 yıl önce gerçeğe dönüştü:
Sakin Tiyatro kuruldu.


Başlangıçta birkaç sandalye, boş bir oda, biraz perde, biraz ışık ve sınırsız hayal gücü vardı.
Ama bütün bu mütevazı şartlara rağmen sahneye çıkan her karakter, her mimik, her tirat bizim için dev bir dünyanın kapısını açtı.




Bugün Gerze’de bir tiyatro kültürü varsa,
bir sahne ışığı yanıyorsa,
bir çocuk eline ilk kez bir metin alıyorsa,
bir genç “ben yapabilirim” diyorsa,
bir yetişkin sahneyle nefes alıyorsa…




Derken 2022 yılı geldi…


Sadece sahneye değil, Gerze’nin kültür hayatına iz bırakacak büyük bir adım atıldı:
Gerze Bilim Kültür ve Sanat Derneği.


Bu dernek, yalnızca bir mekân değil; sanatın evi, yaratıcılığın nefesi, dayanışmanın sıcaklığı oldu. İçindeki küçük cep sahne, büyük sahnelerin gücünü taşıdı.
Sıfırdan kurulmasına rağmen bugün onlarca oyuna, sayısız prova anısına ve bir topluluğun büyümesine tanıklık ediyor.

Ve tüm bunların kalbinde hep aynı isim, aynı güç vardı:
Öğretmenimiz… Manevi babam… Rehberimiz…

O bizim hem yönümüzü gösteren ışığımız, hem sahnedeki duruşu öğreten ustamız, hem de hayatı sanatla anlamamızı sağlayan insan oldu.



Hep Birlikte Sahnelediğimiz Oyunlar…

Bu yolculuk boyunca yalnızca oyun oynamadık; her birinin içinde büyüdük, değiştik, birbirimize bağlandık:


Ak Masal – Kara Masal ile iyilik ve kötülüğün çocuk ruhlarımızdaki yerini yeniden keşfettik.


Ah Şu Gençler ile gençliğin çılgınlığını, duygusunu ve karmaşasını sahneye taşıdık.


SINIR (Kadınlar) oyunuyla toplumda görünmeyen duvarlara, ışık oldu.


Ah Şu Büyükler ile nesiller arası çatışmayı komik ama gerçekçi bir dille anlattık.


Meraklı Masal Küresi ile hayal gücünün sınırsız olduğunu bir kez daha fark ettik.


Romeo Jüliyeti Seviyor ile klasik bir hikâyeye bambaşka bir ruh kattık, gençliğin tutkusunu sahnede yeniden canlandırdık.


Her oyunda terledik, güldük, ağladık, yorulduk, çoğu zaman düştük ama tekrar ayağa kalktık. Çünkü arkamızda bizi her seferinde daha da güçlendiren bir öğretmen vardı.


İlk İlhamlarımız…


Hiç unutmuyoruz…
Birlikte ekipçe izlediğimiz ilk oyun Cumhur Kocaoğlu’nun
“Neye Niyet Neye Kısmet” oyunuydu.

O sahneden çıkan enerji, hepimizi daha ilk anda içine çekmişti.


“Biz de yapabiliriz.” diyen o küçük umut kıvılcımını yakan oyundu…


İzlediğimiz ikinci oyun, Yaşar Gündem’in “Kuvâyi Milliye Destanıydı.
Sahnede akan tarih, verilen mücadele, duyulan gurur…

O oyun, tiyatronun yalnızca eğlence değil; bilinç, duygu ve toplumsal hafıza olduğunu bize öğretti.



Gerze Sakin Tiyatro'nun 8. Yıl.





Gerze Bilim, Kültür ve Sanat Derneği’nin 3. Yıl.




Her yıl, bir öncekinin üstüne koyulan emek, mücadele, üretim ve sevgi ile büyüdü. Bu başarı tesadüf değil; bir insanın hayallerine inanması, pes etmemesi ve bir topluluğu sırtında taşıyabilmesiyle mümkün oldu.


Öğretmenim…
Ayşegül'ün Can'ı :) !..
Defne ve Deniz'in Kıymetli Babası,
Benim Manevi Babam Barış Ata'nın Dedesi,
Sadece sahne değil, hayatı öğrettin bize.
Disiplin, sabır, sevgi, düşünce, emek, duruş…
Hepsi senden geçti içimize.


Bugün bu noktaya geldiysek, attığın ilk adımın, gösterdiğin ilk yolun, kurduğun ilk hayalin payı çok büyük.

Nice 8. yıllara değil,
Nice 3. yıllara hiç değil,
Nice yeni kocaman bir ömre mutlu sahnelere…
Nice oyunlara ve nice alkışlara…

SAKİN TİYATRO İLE SİZLE BERABER 
İYİ Kİ VARSINIZ ÖĞRETMENİM 







30 Ağustos 2018 Perşembe

ŞİİR: GÖÇMEN DEĞİL MİYİZ ? (TURNA'M )

İSMAİL KARAÇAM:

Vakit geldi...
Kaldır kanadını
Kes ayaklarını yerden
Rüzgarın keyfi hazırsa
Ve dolduracaksa kanatlarının altını
Tutamaz kimse bizi
Adımız göçmen
Ve bir zafer işaretine nazireyiz biz

NUR ÖZADA:

Tek sıra düşeriz yollara
Giderken çift
Belki dönerken yalnızız
Kim soracak ki
Kim bilecek ki bu halimizi
Unutulduk korkusuyladır dönüşümüz


NuR ÖzaDa:

Belki yaralıyız belki acılı bir yürek
Kanadımız kırık ama bu yollar bitmez
Bitse bile seneye devam eder yürüyüp gider
Bu dostane uçuşumuz

İSMAİL KARAÇAM:

Kaç şehir geçeriz, kaç nehir, ayaküstü değil

NuR ÖzaDa:

Orayı Gözlerimize sonra Kalbimize Kazarız

İSMAİL KARAÇAM:

Turna derler... turap oluruz yola revanız

NuR ÖzaDa:

Durmaz yol alırız
Bir kaç dakika su molası
Ondan sonra uçup gideriz
Yollar bitmez

İSMAİL KARAÇAM:

Ve aşıkların sazının tellerindeyiz,
Sevdanın göz bebeğiyiz
Bizi çağırır sevdalı yürekler
Hangi şiirki bizsiz
Hangi söz varki biz olmadan cevap verir

NuR ÖzaDa:

Bazen suskun oluruz
Belki sorulan her soruya sessiz kalırız
Ama gün gelir konuşuruz
Fakat bazı sözler vardır ki yerinde
Bazıları vardır hiç yerinde olmayıp içimizi acıtan
Ama biz birer göçmen kuşlarız
Ne sesimiz çıkar ne de sözümüz olur
Ama herzaman diyeceklerimizi kalbimize gömeriz

İSMAİL KARAÇAM:

Yolumuz uzundur, incedir, Veysel'in yoldaşıdır, yarenidir
Mektubu sen getirirsin sıladan
İçimiz daralır ya bazen
gözümüz kararır ya
Akıtırız ya içimize inci inci
Kal desekte,
Yakarsakta
Keşkelerin bittiği yerdeysek
Sussakta, konuşmasakta...
Aşığın dili oluruz,
Aşk kapısının kulu oluruz
Kahi veli olur, kahi deli oluruz
Sorma...
Kalbimiz yaralanır

NuR ÖzaDa:

Acır ama susarız atarız içimize
Yazarız, küçücük bir yere yuva yaparız
Herşeyi feda edip aşkların en güzelini belki yaşarız

İSMAİL KARAÇAM:

Konuşamamanın feryadıdır kalemimizin döktüğü
Yüzümüzde ağlayacak hal kalmaz ya, fırtına oluruz
Yanarız ya, hayaliyle tutuşuruz ya.. bu hasılı gurbetin
Yol ayrımına gireriz ya geldiğimiz ülkelere
Kimbilir hangi diyarların sevdalısıyız...
Biz bu dünyanın unutulan göçmen kuşlarıyız
Hüzzam olursun, Barak olursun, İbrahimi olursun Turnam
Baş tacı olursun, yar derler sana, yaren derler, derler sana derlerki sunam
Bu dünyayı yaktım, ahiretimide hemde, ateşlerdemi istersin, al senin olsun bu can
Sorma, sorgulama, yüreğimi yardım, ah yar... bilmezmisin senin yoluna feda olsam
Azrailden korkummu var... korkum sensizliktir, korkum sevdanın harındayım

NuR ÖzaDa:

Şeytanın olmadık azabını sana çektirmeyi değil
Kendime çektirir ama sana asla çektirmem
Çünkü sen benim ömrüm
Çünkü sen benim namusumsun
Acı günlerde bile yanında olabilecek
Herhangi kişi değilim ben seni koruyacak kollayacağım

İSMAİL KARAÇAM:

Onurumsun turnam, söyleyeceğim her şeyin hecesisin, bilmezmisin
Hesabımımı istiyorsun... esaretindeyim
Çek bu gönülü, al götür istersen göm derim
Işığımı söndürmüşsün, gam değil sevgilim
Bırak yol alayım...
Her bahar, tekrar tekrar... bir ömür sana ulaşayım
Sorma bu yüreği... sorma bu yüreği... ölümüne sana varayım

NUR ÖZADA:

.... Sorma gitsin sana olan bu sevdamı
Buruk yüreğim sana adanmış
Kimse seni ordan alamaz
Uğruna feda edilmiş onca savaş
Onca kederli hapishane günleri

İSMAİL KARAÇAM:

Gözlerim uzak şehirlere odaklanır, toz toprak demezsin menzile varırsın
Bırakma beni yalnız bu diyarda, ne rüzgar okşar saçlarımı, ne aynalarda bulamam seni
Ne kokusu kalır, ne yağmuru duyarım, ne çocuksu gülebilirim, sen gidersen
Söyleyeceklerim var sevdaya dair.. Söyleyemem... Göçmen kuşum ben
Bilmezmisin, ilkim sensin, ilksin, bilmezmisin yalnızca seni sevdim,
Haydi elimden tutsana, feryadımı duysana, ağlayamazsın bilirim soğuk duvar yüreklim
Haydi nefesin... son nefesimde kalsın, karışsın gözümden döktüklerim tenine desem
Körlük bahanem değil, kör saatlerimin kurbanıda değilim, kabahitide kendimde değil bilirim
Ecelmisin, elindeki ipimi çekermisin, yoksa, yoksa sende göçmen kuşlar gibi gidermisin
İşte gidiyorsun, yine elveda demiyorsun, başka baharımı bekliyorsun,
Kime kastın, banamı... Al istediğin cansa can, bense ben, şikayetin ne o zaman
Ya uyan bu rüyadan, ya uyandır beni Turnam... bedeli neyse alda kurtulayım istediğini
Biliyorum... umudum ne başka bahara, nede geleceksin... Hoşçakal desemde ne olacakki...
Ben hoş değilim... istersen sen hoşkal.. sevdiğim

NuR ÖzaDa:

Bir göçmen kuş misali
Al benden ne istiyorsan
Alda gideyim
Bende HEM HOŞ HEMDE İYİ KAL SEVDİGİM ...

ŞAİR: İSMAİL KARAÇAM VE NUR ÖZADA
TARİH ve YIL - ☆ 30 AĞUSTOS 2010 ☆ "2018" .
SAAT:01:16 'ta GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ İÇİN Yazıldı.

SİNOP VE İSTANBUL

" TELIF HAKKI OLAN BIR SIIR'I
IZINSIZ ALINTI YAPMAK PAYLASMAK YASAK VE SUÇTUR "

27 Mart 2018 Salı

SANAT ( TİYATRO NEDİR ? & TİYATRO TARİHİ )


  • TİYATRO TARİHİ


Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "Seyirlik Yeri" anlamına gelen '' Theatron '' dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki Teatro sözcüğünden geçmiştir.

Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.

  • İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği ODİTORYUM.
  • Oyunun sergilendiği SAHNE.
  • Sahnenin İki Kenarında ve Arkasında, Çeşitli Dekor ve Gereçlerin Bulunduğu SAHNE ARKASI yada KULİS.

TİYATRO NEDİR ?

 

  • Tiyatro'nun Yapı Unsurları


Bir olaya dayalı olarak oluşturulan tüm edebi türlerde olduğu gibi bu oyun türünde de “Konu, kişi, zaman ve mekan” gibi ögeler bulunmaktadır.

Olay (Dramatik Örgü): 

Sahnelenen oyundaki olaylar, tiyatronun konusunu oluşturmaktadır.
Oyun içindeki olay örgüsü aynı zamanda “Dramatik örgü” olarak da adlandırılırken,
Olaylar daha önce yazılabileceği gibi sahnede doğaçlama olarak da gelişebilmektedir.


 Tragedya (Trajedi):
Konusunu tarihten ve efsanelerden alan, ağırlıklı olarak acıklı olayları konu edinen tiyatrolara “Tragedya” denilmektedir. Trajedilerde kişiler Yunan mitolojisindeki Tanrı ve Tanrıçaların  oluşmaktadır. Bu türde soylu kişilere yönelik olduğundan kaba sözlere, kavgaya, kanlı görüntülere yer verilmez ve Aynı zamanda “Üç birlik kuralı” da keskin bir şekilde uygulanmaktadır.

Kişi: 

Eserde özellikleri ve konuşmaları belirtilmiş olan karakterler kişileri oluşturmaktadır.

Eserde yer alan kişiler sahnede oyuncular tarafından canlandırılmaktadır. 

Oyuncuların yetenekleri ve roldeki başarıları eserdeki kişilerin tüm özelliklerinin tam olarak sahneye yansıtmalı.


Mekan (Sahne): 

 Anlatmaya bağlı edebi metinlerde olayların gerçekleştiği yerler betimlemeler yapılarak okuyucunun zihninde canlandırılır. Tiyatrolarda ise mekan dekorlarla sahnede izleyiciye gösterilmelidir.
 

Zaman: 

 Olayların gerçekleştiği zaman sahnede dekorlarla tasvir edilir. 

Fakat Günümüz Tiyatrosunda zaman geniş bir zamanı kapsayabilmektedir. Modern Günümüzden öncesinde olayların 24 saat zaman dilimi içinde gerçekleştiği üç birlik kuralı uzun bir süre bu oyunlarda uygulanması gerekir.

 Diksiyon: 

Tiyatro ve benzeri sözlü edebiyat türlerinde, seslerin, sözlerin, vurguların anlam ve heyecan duraklarının duru ve açık bir biçimde söylenmesidir.

 

TÜRKİYE'de TÜRK TİYATROSU'nun ÖNEMLİ KARAKTERLERİ  

 

 Her ne kadar bu türün modern örnekleri 19. yüzyılda ülkemizde görülse de çok eski bir geçmişi olan Geleneksel Türk oyunlarını dört başlıkta inceleyebiliriz.


  •     Karagöz

  •     Orta Oyunu

  •     Meddah










  •     Köy Seyirlik Oyunları 'dır ... 

     

     

     ............................................................................................................

     

     

     BENİM İSE SİZLERE BUGÜN ADINA BIRAKABİLECEĞİM 

    UFAK BİR KAÇ CÜMLER İSE ŞUNLAR ,

     

    TİYATRO + TEXT + EMEK + SAHNE  = PERDE (  SAHNE TOZU  )

    YANİ SİZ SEYİRCİLER in KARŞISI

    BİZLER TIPKI BAYRAMLIĞINI ALMIŞ ,

    BAYRAM SABAHINA GİYMEK İÇİN HEYCANLA SABAH OLSUN DİYE BAŞUCUNA KOYUP BEKLEYEN ÇOCUKLAR MİSALİ 

     

    İLK TİYATROYA ADIM ATARIZ ,

    DİKSİYON ÇALIŞIP TEXT OKURUZ ,

    SONRA EMEK VERİRİZ YOĞURURUZ BEDEN DİLİMİZLE OYUN KARAKTERİMİZLE KENDİMİZİ,

    DAHA SONRA İSE SAHNE DE ÇALIŞIP PERDE DERİZ SAHNE TOZUNA ..

    SİZLERLE BULUŞMAYA ...

     

    BİZLER ASLA YORULMAYAN SİZLERİN GÜLÜMSEMESİYLE MUTLU OLAN 

    SAHNE KARAKTERİMİZE BÜRÜNÜP SAHNE SONRASI SİZLERLE BİR OLANIZ BİZ 

    BİZ TİYATRO OYUNCULARIYIZ 

    BİZ EMEĞİN FEDAKARLIĞIN ADIYIZ ... 

     

    SİZLERİN YAŞADIKLARI ACI TATLI HÜZÜNLÜ MUTLU OLAYLARI

    HER HALİNİZLE YANSITABİLENLERİZ 

    BİZLERİ UNUTMAYIN !

    BİZLERDE SİZLERİ ANLATMAYI OYUNLARIMIZDA UNUTMAYACAĞIZ.

    SAHNEMİZİN IŞIĞININ SÖNMEMESİ PERDELERİMİZİN KAPANMAMASI DİLEĞİ İLE 

     

    27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN  ...





    BURADAN HALA YAŞAYAN VE ARAMIZDAN AYRILAN ,

    BÜYÜK USTALARIMIZ ÖĞRETMENLERİMİZ BİZİ AYDINLATAN BİZLERE YOL GÖSTEREN 


    SEVGİLİ

    MUHSİN ERTUĞRUL  

    MÜŞFİK & KARDEŞİ YILDIZ KENTER 

    MÜJDAT GEZEN  

    NEJAT UYGUR

    GAZANFER & GÖNÜL ÜLKÜ ÖZCAN 

    SUNA PEKUYSAL

    NEVRA & METİN SEREZLİ 

    SUNA SELEN 

    ADİLE NAŞİT  

    RUTKAY AZİZ 

    SERRA YILMAZ

    AYTEN GÖKÇER

    AFİFE JALE 

    HALDUN DORMEN  

    TUNCEL KURTİZ 

    LEVENT KIRCA 

    ÇOLPAN İLHAN ALIŞIK  & SADRİ ALIŞIK 

    GENCO ERKAL 

    ZEKİ ALASYA 

    METİN AKPINAR

    FERHAN ŞENSOY 

    EROL GÜNAYDIN 

    TOMRİS İNCER 

    HALİT AKÇATEPE

    AYLA ALGAN 

    HUYSUZ VİRJİN ( SEYFİ DURSUNOĞLU )

    VE NİCESİ HEPSİNİ SAYGIYLA YAD EDİYOR ,

    YAŞAYANLARADA UZUN SIHHATLİ ÖMÜRLER DİLİYORUM ...

                                                                                       NUR ÖZADA

     



22 Kasım 2017 Çarşamba

SONSUZLUĞA ÇEYREK KALA 1.

SENDEN KALAN ...

 

 

 

 

Sevmek İşte.

Senle Kalbim vede Aklımın Arasında Gidip Gelmek.

Mutluluğu Unutmak ,

Dert Tasa Herşey Bir Bedenle Sen Olmak.

 

Bu Amansız Girdabın, 

Yolunun Sonu Sisli,

Biliyorum Aydınlık Geç Kalınmış Sabaha.

 

Birşeyler Var Aramız da Görüyorum...

Ama Söyleyemiyorum,

Cümlem Kelimem Yetmiyor Anlatmaya Sana ...


Sadece Bak Gözlerime !

 

Ve Ben Daha Diyememişken.

Sen !

 

Gönderdiğin O Mektup'ta,

Sana Ait İçimde Birşeyler Var, 

Diyip Sormuşsun Duygularımı ?

 

İşte Bazı Duyguları Emin Olmadan Yazamazsın. 

Ve Anlatamazsın. 

Bilesin Şunu Ancak His ile Mümkündür Anlatabilmek .

 

O Hisse Birtek Gözlerimde Sana Ait Olan Bakışlarımda Birde Yüreğim de Saklı  ...


                                                                                                 ANASTASİA  NUR ÖZADA


 



18 Kasım 2017 Cumartesi

Eski ''GERZE'' ve YENİ ''GERZE'' ...

                                   Yıl 2004 ve Yıl 2017











HAYDİ GELİN BAKALIM ESKİ GERZE İLE YENİ GERZE'ye.

YIL 2003 BİR YAZ GÜNÜ İLK ZİYARET İLK BAKIŞ İLK MERHABA 

MİSS GİBİ DOĞASI HAVASI SUYU ,

HATTA ŞİMDİKİ ESKİ CEZAEVİNİN O YUKARSINDAKİ ŞOK'un ORDAKİ İNEKLER EŞŞEKLERİYLE KAZIYLA ÖRDEĞİYLE HARİKA BİR YERDİ.

KÖYLERİN NEŞESİ, BİRLİĞİ, SAMİMİYETİ ve AİLE SICAKLIĞI VARDI.

 MERKEZE İNDİĞİMİZDE HERKEZ EŞYALARINI DIŞARDA BIRAKIRDI,

ANAHTARLARIMIZ KAPILARIN ÜSTÜN DE DURURDU YADA KAPILARIMIZ BİR YERE GİTTİYSEK AÇIK BIRAKABİLİRDİK .

'' YANGIN EVLERİ ''MİZ ÇOKTU !  ...

'' YANGIN'DAN KALAN HAMAM DURUYORDU ! '' ...

'' GERZE'NİN ESKİ CEZAEVİ '' DURUYORDU.

 

İNSANLARI DAHA GÜVENİLİRDİ. 

NASIL MI ? MESELA;

 

*TECAVÜZ

*FUHUŞ

*ESRAR

*KAÇAKÇILIK 

*DOLANDIRICILIK

*HIRSIZLIK 

*DİLENDİRİCİ

*KUMAR

*GASPÇILIK

*HARAÇ VS ASLA YOKTU OLMAZDI DA.



VE ŞİMDİ YENİ GERZE,

 

DOĞASI ARTIK MALESEF DURMUYOR, HAVASI % 70 KİRLENDİ .

ŞİMDİ Kİ CEZAEVİNİN ORDA İNEKLER ÖRDEKLER EŞŞEKLER DEĞİL YIĞINLA EV DOLDU.

KÖYLERDE NEŞE KALMADI.

AİLE BAĞI ve BİRLİĞİ SICAKLIĞINDAN ESER YOK.

ARTIK MERKEZE İNDİĞİMİZDE ÇOĞU EŞYALAR İÇERDE PEK DIŞARDA BIRAKAN YOK.

ARTIK KAPILAR AÇIK ANAHTARLAR DIŞARDA BIRAKILAMIYOR .

YANGIN EVLERİ'MİZ YIKILDI YERİNE KOCA BİNALAR APARTMANLAR YAPILDI KISACA RANT UĞURUNA HEBA EDİLDİ !

YANGINDA 10 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ TARİHİ HAMAM MALESEF YIKILDI.

 EVET ARTIK GERZE CEZAEVİ'DE YIKILACAK, ODA YOK DİYEBİLİRİZ. 


İNSANLARINA ARTIK GÜVEN BİRAZDAHA ZORLAŞTI .

NASIL MI ?

 

*TECAVÜZ VAR

*FUHUŞ VAR

*ESRAR VAR

*KAÇAKÇILIK VAR

*DOLANDIRICILIK VAR

*HIRSIZLIK VAR

*DİLENDİRİCİ VAR

*KUMAR VAR

*GASPÇILIK  VAR

*HARAÇ VAR OYSAKİ ASLA YOKTU OLMAZDI DA.

 

İNSANLARI DEĞİŞTİ.

HIRLISI UĞURSUZU DERLERDİ ESKİDEN BÜYÜKLERİMİZ ÖYLE OLDU VE ZAMAN DEĞİŞTİKÇE BUKADAR ŞEY ORTAYA ÇIKTI.

 

KEŞKE O ESKİ GERZE'DE KALABİLSEYDİK.

BAZEN İLK GERZE'Yİ İLK TANIDIĞIM KİŞİLERİ ÇOK ÖZLÜYORUM ..

ÖLENLERDE VAR YAŞAYANLARDA ELBETTE VE 

ÖLENLERİ DUA İLE YAD EDİYORUM..

YAŞAYANLARIDA HALA AYNI OLDUKLARI İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM. MİNNETTARIM ONLARA ONLARDA OLMASA ÇEKİLMEZDİ ...











LÜTFEN İZİNSİZ RESİMLERİ ALMAYIN !

                                                                                                                NUR ÖZADA


  

27 Eylül 2017 Çarşamba

BAĞIMLILIK + MAVİ BALİNA OYUNU PİSKOLOJİK ZARARLARI

BAĞIMLILIK


Bir şeyin kişiye zarar vermesine rağmen kullanmaya devam etmektir ve alışkanlıktan ötedir.
Bağımlılığın oluşmasında çevresel ve sosyal etmenler rol oynamaktadır.
Kişi, ilk başta deneme amaçlı bir şeye başlayabilir, daha sonra sosyalleşmek için kullanır fakat bu durum kötüye kullanım olarak devam eder ve kişi, o nesneye bağımlı olur!

Bağımlılığın bir çok çeşidi vardır sıralıyacak olursak,
Bunlardan en yaygınları;
Tütün (Nikotin), Alkol, Uyuşturucu, İnternet, Uçucu madde, Kumar ve Kafein bağımlılığıdır.

Özellikle Bahsetmek İstediğim Son Zamanlar da Ölümcül Olmaya Başlayan
 '' İNTERNET BAĞIMLILIĞI ''.

Teknoloji ilerledikçe internet hayatımızın bir parçası haline geldi.
İnternetin, hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra yeni bilgiler edinme ve sosyalleşme gibi pozitif yönleri göz ardı edilemez fakat özellikle gençleri tehdit eden internetin olumsuz yönleri,

Oyunlar sosyal medya öldürme intihara eğilim bunalım gibi bir takım insanları aşırı bağımlı hale getirdi.
Günlük rutin ihtiyaçları, sorumlulukları, sosyal yaşamı, ve fiziksel ihtiyaçları göz ardı ederek, interneti gereksinimden fazla kullanan insanlara internet bağımlısı denebilir.
Gereğinden fazla zaman harcama, rutin ihtiyaçları yerine getirmeden, aile ve sosyal yaşamı ihmal ederek kendinden ödün verme bir takım psikolojik ve fiziksel hastalıklara yol açmaktadır.
Uyku bozukluğu, aile içi huzursuzluk, depresyon, anksiyete, panik atak,  göz hastalıkları, bel ağrısı gibi hastalıklar bunların başında sıralanabilir.






BAĞIMLILIĞIN GEÇİŞTİRME UNSURU CÜMLELERİ

 

  1.  Baskı
  2.  Merak
  3. “Bir kereden bir şey olmaz”
  4. “Kendimi kontrol edebilirim, bağımlı olmam”
  5. “İstersem bırakırım”
  6.   “Bıraktım bir daha başlamam”.


UYUŞTURUCU HAKKINDA YAPILAN ARAŞTIRMA SONUCU İSE

2009  yılında lise ikinci sınıf öğrencileri ile yapılan benzer bir çalışma ile karşılaştırıldığında esrar kullanımının %75,7, uçucu kullanımının %40,5, extacy kullanımının %287,5 eroin kullanımın ise %100 arttığı görülmüştür.
Türkiye’de 2002’de kişi başına tüketilen saf alkol miktarı 1.4 litreydi. 

OECD’nin(Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) son ölçümü yaptığı 2010’da söz konusu miktar 1.5 litre olarak kaydedildi. 
Çünkü OECD’nin hesaplaması içilen içki miktarı üzerinden değil, bir litre içkideki saf alkol oranı üzerinden yapılıyor.










----------------------------------------------------------------------------




MAVİ BALİNA OYUNU



VERİLEN GÖREVLERDEN SADECE BİRİ


  Oyunun yöneticilerinin oyuna başlayan kişilerin kişisel bilgilerine ulaştıktan sonra belirli tehditler oluşturması sonucu oyundan çıkmak isteyenler zorunlu kalıyor. 
2015 yılında Rusya'da başlayan bu akım, genelde daha kolay kandırılabildikleri için 18 yaş altı gençlerde yaygındı. 
Ancak son zamanlarda bu yaş sınırı 23-24 yaşlarına kadar çıkmaya başladı. 
Novaya Gazeta tarafından 2016 yılı içerisinde, “Kasım 2015 ve Nisan 2016 ayları arasında gerçekleşmiş olan 130 çocuk intihar vakası saydı.
İntihar eden çocukların neredeyse hepsi, 
Aynı internet gruplarına üyeydi ve hepsi iyi, mutlu ailelere sahipti. 
Kesin olarak bildiğimiz şey, olgun insanların, çocukların hoşlandığı dil ve kültürü kullanarak, alışkanlıkları ve tutkuları ile çalışıyor oldukları. 
Psikolojiyi iyi biliyorlar. 
Kızların, kendilerinin şişman olduklarına, Erkeklerin, hayatta ezik biri olduklarına ve onların seçilmiş insanlar oldukları başka bir dünya olduğuna inandırıyorlar.”


  • Bir jilet aracılığı ile elinize, “f57” çizin ve fotoğrafını gönderin. 
  • Sabah 4:20’de uyanın, size gönderilen ürkütücü ve korkunç videoları izleyin. 

  •  Kolunuzu derin olmayacak şekilde 3 kez damarlarınızla birlikte kesin ve fotoğrafını gönderin.

  • Bir kağıt üzerine balina resmi çizip fotoğrafını gönderin. Eğer bir balina olmaya hazırsanız, bacağınızı keserek evet çizin. Yoksa, kendinizi birçok kez cezalandırma amaçlı kesin.   

  •  Verilen şifreli görevi çözün.
  • Elinize, “f40” çizin keserek ve fotoğrafını gönderin
       
  • Kontakte durumunuza, “#ben_balinayım” (Rus. #я_кит) yazın.
       
  • Korkularınızı yenin.
     
  • Sabah 4:20’de uyanın ve çatıya çıkın. Çıktığınız çatı ne kadar yüksek olursa, o kadar iyi.
     
  •  Bulabildiğiniz en yüksek çatıya çıkın ve  çatının kenarına gidip bir süre bekleyin.
  •  
  • Elinize, keserek bir balina resmi çizin ve fotoğrafını çekip gönderin.
     
  • Gün boyu ürkütücü ve korkunç videolar izleyin.
       
  • Onların size gönderdikleri müzikleri dinleyin.
        
  • Dudağınızı kesin.
       
  • Elinize defalarca iğne batırın.
        
  • Kendinize acı verecek bir şey yapın ve hasta olun.   
       
  • Bir köprüye gidin ve köprünün kenarında bekleyin.
       
  • Bir vinç bulup tepesine çıkın ya da en azından çıkmayı deneyin.
       
  • Güvenilir olup olmadığınız, yetkililer tarafından kontrol edilecek.
       
  • Skype aracılığıyla bir balina, yani sizin gibi bir oyuncu veya kurucu ile konuşun.
     
  • Bir çatıya çıkın ve bir süre boyunca, çatının köşesinde bacaklarınızı sallayarak oturun.
       
  • Başka bir şifreli görevi çözün.
        
  • Gizli görev.
        
  • Bir balina ile buluşun.
        
  • Kurucu size ölüm tarihinizi söyleyecek ve bunu kabul etmek zorundasınız.
        
  • Sabah 4:20’de uyanıp bir demir yolu bularak raylarda gezin.

  • Gün boyu hiç kimse ile konuşmayın.   
  • Mavi Balina olduğunuza dair yemin edin. 

Ve Yazılmış Bukadar Sadomazoistik Yazılmış ''ÖLÜMCÜL '' Bir Oyun.

"Günümüzde Çocukların Evde Bilgisayar Başında Olmaları Onların 
''GÜVENDE '' Oldukları Anlamına Gelmiyor.

  

Aşağıda Yapmanız Gerekenleri Yazdım Lütfen Uyun.

 

- Çocukların sosyal medya ve internet ortamında bu tarz tuzaklara düşüp, üzücü olayların yaşanmaması için, çocuklarızın internet kullanma alışkanlıklarını mutlaka takip edin.

-Siz Aileler, çocukların oynadıkları oyunları mutlaka birlikte belirlemelisiniz.

- Oyun başında ve internette geçirilen sürenin sınırlandırılması ve oyunun çocukların yaşına uygun olması gerekir.
Burda Yapmanız Gereken En Güzel Şey;
Zaman Kuralları ve Belirteç Panosu Yapmak.

 - İnternet ortamında "bilinmeyen" yabancılara karşı şüpheyle yaklaşılması ve bu kişilerin hayatı açısından tehlikeli sonuçlar doğurabileceği çocuklarınıza mutlaka anlatın.

- Siz Aileler bu konuda sorumlu ebeveyn yaklaşımları sergilemeli, gerekirse bir uzmandan destek almalı, 
Çocuklarını sosyal aktivitelere yönlendirmeli ve sosyal paylaşım ağlarında onlarla arkadaşlık ederek yeri geldiğinde konuşarak, internet adımlarından haberdar olmalısınız.



SİZLERDEN TEK RİCAM 
ÇOCUKLARINIZI HATTA UFACIK BEBEKLERİNİZİ KOCAMAN EVLATLARINIZI da DAHİL YANLIZ BIRAKMAYIN! 
GÖZETLİYİCİ BİREYLER OLUN YOKSA BU OYUNDAN 300 DEĞİL BİNLER KAYBEDERİZ.

SİZLER İŞİM VAR AL TELEFON ORDA TABLET LAPTOP ORDA DERKEN YİTİP GİDEN BİR HAYAT OLMASIN!!!

AYNI ŞEKİLDE UYUŞTURUCU SİGARA ESRAR ALKOL HERŞEYDE SİZ SORUMLUSUNUZ EVLATLARINIZA SAHİP ÇIKIN.
AYRILSANIZDA YIKILSANIZDA DOĞURDUNUZ GİBİ KORUMAYI KOLLAMAYI BİLİN LÜTFEN !!




                                                                   NUR ÖZADA

 

26 Ekim 2016 Çarşamba

Faruk Kurukaya ( Faruk K )

Türk şarkıcı Faruk Kurukaya ( 20 Nisan 1973 Şişli, İstanbul Doğumlu Memleketi Sinop Boyabat tır )

( FARUK ( K ) İLK ÇIKTIĞINDA HALİL NARTIN BİR TAVSİYE FİKRİ ÜZERİNE ÇIKMIŞ OLUP K SOY ADININ BAŞ HARFİDİR .


Yeşil gözleriyle sempatik ve içten tavrıyla tanıdığımız Faruk K'nın geçmişide çok hareketli...
Bir çok aktivitede bulunan Faruk K her etkinliğe katılmış ama en çokta DANS ve TİYATRO' da faaliyet göstermiştir.

Hayatı; İstanbul Yapı Meslek Lisesi'nden mezun olduktan sonra 2 sene kadar amatör tiyatrolarda oyunculuk yaptı. 

1991 senesinde başladığı özel dans derslerinin ardından Muhabbet-92 müzikalinde Şener Şen ve Emel Sayın'la aynı sahnede profesyonel hayata adım attı,
 
Aynı sene Yonca Evcimik ile başladığı dans serüveni 9 yıl profesyonel olarak devam etti. 

Dansı hayatında yaşam felsefesi olarak seçtiği yıllarda BESTECİLİK ve SÖZ YAZARLIĞI ile Müzik Hayatına Merhaba dedi.

1996 senesinde Birkaç İyi Adam grubunuyla birlikte ilk single, ardından Çıtır Kızlar’la aynı kaseti paylaştıkları 2. Albüm geldi. 

Daha sonra Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Modern Dans Bölümünden mezun oldu.

Konservatuar yıllarında sanat yönetmenliği ve koreografi üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda birçok sanatçının kliplerinde konser ve televizyon programlarında çalıştı.

Profesyonel olarak dans ettiği 1996 ile 2000 yılları arasında Hakan Yonat, Kemal Başbuğ, Gürsel Aksun ve Deniz Akel'in yönetmenliğini yaptığı kliplerde SANAT YÖNETMENİ VE KAREOGRAF OLARAK YER ALDI.a n

2001 ile 2007 tarihleri arasında yönetmen olarak Demet Akalın (Mantık evliliği), Zeynep Mansur (Katlanamam), Zeynel Aba (Kipriya), Ebru Şimşek (Ağır takılalım), Yelda Başaran (Öp diyemem, Kısmet değilmiş), Özlem Cevher (Sen anlarsın, Leyla) kliplerini çekti.


2001 yılında yayınladığı Azar Azar adlı solo albümüyle büyük çıkış yakaladı. 
Bu başarısını 2002 yılında "Honki Ponki" ve
2005 yılında "Enerji" isimli albümleriyle devam ettirdi.
2008 yılında ise "Aşk Tek Yön" isimli albümüyle kariyerine devam eden sanatçı,
2009 yılının başlarında "Kalbimin Sesi" çalışmasını yayımladı.
2011 yılında yayımladığı "Fark" albümü ile yeniden adından söz ettirmeyi başardı. Albümündeki ilk klibini Zeynep Dizdar imzalı "Adalet Yerinde" ye, ikinci klibini ise Sezen Aksu teklisi "Kusura Bakma"ya çekti.
Sanatçı, son olarak 2016 yılında "Aşka Geldik" isimli teklisini dinleyicileriyle buluşturdu.







FARUK K'nın ÖZEL HAYATIYLA İLGİLİ UFAK NOTLAR



Sevdiği Sanatçıları Türk ve Yabancı Olarak Sıralarsak:

Madonna ve Şebnem Ferah.

En Sevdiği Yemekler:

Fırında İzmir Köfte.

En Sevdiği Renk:

Mavi

Stil:

Spor,Granch.

En Sevdiği Hava Durumu:

Güneşli Hava.

En Sevdiği Şarkılar:

Nükhet Duru '' Seninle ''  ve Tarkan '' Aşk ''.

Sevdiği Yaptığı Sporlar:

Bady Bulding, Kayak

DANS ve MÜZİK İÇİN DÜŞÜNCELERİ:

Dans Yaşam Felsefem Müzik Yapmak  En Hoşlandığım Uğraş İkisi Bir Arada Benim İcin Daima daha Özel .

Müzisyen Olmasaydı Olmak İstediği Meslek Uğraş:

Müzisyen Olmasaydı Oyuncu da Olabilirim Diyen Faruk K 
Sahne Benim Hayatımda Hep Çok Önemlidir
Sahne Sanatları Dışında Başarılı bir Tasarımcı Olucağına da Emin.


SON OLARAK DİYECEĞİM FARUK K AŞKA GELDİK  ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM :)

https://www.youtube.com/watch?v=pBh09em4hsM



AŞKA GELDİK 2016 SİNGLE









BENDE Kİ ÖZEL RESİMLERDEN SADECE BİRİ DEVAM I ARŞİVİMDE

#AN ( ANASTASİA NUR ÖZADA )  

YAZIMIN KOPYALANMASI YASAKTIR ✋ İZİN DAHİLİNDE YAZIM PAYLAŞABİLİNİR. 

5 Ağustos 2016 Cuma

SONSUZ SEVGİ


BAK SEN YOKSUN YİNE BURALARDA.
SESSİZ SEDASIZ ÇEKİLDİM KÖŞEME,
DÜŞLEDİM BİZİ EN GÜZEL GÜNLERİMİZİ.


Ama Engeller Var Sevgiye Bu Şehir de !.
KABUL ETMEZLER SEVGİMİZİ BİLİRSİN,


ÇEKİP GİDELİM.

KİMSEYİ DUYMADAN SADECE '' BİZ '' DİYEREK.
EYVALLAHIMIZ OLMASIN RABten BAŞKA..


GEÇMİŞ ZAMAN YAŞADIKLARIMIZIN PİŞMANLIĞI DEĞİL,
GELECEK ZAMANIN SEVGİ SEVABI ile.



Kalk !


GİDİYORUZ BU ŞEHİRden .BİZ OLMAYA BİR OLMAYA ...




SONSUZ SEVGİYİ BİLEN HERKEZE İTAFEN YAZILMIŞTIR
AŞKla ...






ANASTASİA NUR ÖZADA








23 Nisan 2016 Cumartesi

22 Nisan Dünya Günü

22 Nisan Dünya Günü, ilk olarak San Francisco’da 1969 yılında düzenlenen Ulusal UNESCO Dünya Konferansında John McConnell tarafından dünyamızın yaşamı ve güzelliğini kutlayarak karşı karşıya kaldığı çevresel tehditlere dikkat çekmek amacıyla bir özel gün düzenlenmesi fikri ile ortaya çıkmıştır.
John McConnell, Dünya Günü kutlamaları için tarih olarak ekinoks (gece ve gündüzün eşit olduğu) zamanı yani 21 Mart'ı önermiştir. Daha sonra ise çevre sorunlarına büyük bir kamuoyu ile tepki gösteren ilk hareket, Wisconsin Senatörü Gaylord Nelson’un desteği ile ve Denis Hayes'in organizatörlüğünde 22 Nisan 1970 günü ilk Dünya Günü kutlamaları olarak tarihe geçmiştir.



Dünya'nın Çeşitli Sorunları Bir Başlık Altında Toparlarsak Çıkan Sonuç yani Tablo Şöyledir : 






1- Küresel Isınma

2- Çevre Kirliliği

3- Açlık ve Yoksulluk

4- Bulaşıcı Hastalıklar

5- Obezite

6- Terör
7- Uyuşturucu Madde Bağımlılığı

8- Şiddet ve Taciz




  • KÜRESEL ISINMA
Küresel ısınmaya, atmosferde artan sera gazlarının neden olduğu düşünülmekte.
Karbondioksit, su buharı, metan gibi bazı gazların, güneşten gelen radyasyonun, ısıyı soğutarak yerkürenin fazlaca ısınmasına yol açtığı bilimsel olarakta kanıtlanmıştır.
Günümüzde bilim çevreleri, küresel ısınmada başrolü atmosferdeki karbondioksit oranının artmasının rol oynadığı ifade ediliyor.

  • ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de arttığı. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır.

Çevre Kirliliğinin Genel Nedenleri

•Hızlı nüfus artışı,
•Plansız kentleşme,
•Plansız endüstrileşme
•Doğal kaynakların hoyratça kullanılması


Son yıllarda teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi,

çevre sorunlarının da artmasına sebep olmuştur.
Artan nüfusla birlikte devreye giren altyapılar, faaliyete geçtikleri günde bile yetersiz kalmaktadır.
Bu plansız endüstrileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi arttırmak amacıyla tarımda kimyasal maddelerin bilinçsizce kullanılmasıyla birlikte, gerekli çevresel önlemler alınmadan ve arıtma tesisleri kurulmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri, çevre kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkarmıştır.
Yapılan araştırmalar dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin % 50' sinin, son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
Hızlı nüfus artışı, çevre sorunlarına önemli bir kaynak teşkil etmektedir.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahiptir.

  • ÇEVRESEL FAKTÖRLÜ SORUNLAR

NÜKLEER VE HİDROELEKTRİK SANTRALLERİ
•Göçler ve düzensiz şehirleşme,
•Kişi başına kullanılan enerji, su, kağıt, kömür vb. artışı,
•Ormanların tahribi, yangınlar ve erozyon,
•Aşırı otlatma ve doğal bitki örtüsünün tahribi,
•Konutlardaki ve işyerlerindeki ısınmadan kaynaklanan (özellikle kalitesiz kömür kullanımı) hava kirliliği,
•Motorlu araçlar ve deniz araçları, Maden, kireç, taş ve kum ocakları,
•Gübre ve zirai mücadele ilaçları,
•Atmosferik olaylar ve doğal afetler
•Kanalizasyon sularının arıtılmaksızın alıcı ortamlara verilmesi ve sulamada kullanılması,
•Katı atıklar ve çöp,
•Sulak alanların ve göllerin kurutulması,
•Arazilerin yanlış kullanımı, Kaçak avlanma,
•Televizyon, bilgisayar, röntgen ve tıbbi cihazların yaygınlaşması ile meydana gelen radyasyon,
•Endüstriyel ve kentsel kaynaklı gürültü.



  • AÇLIK VE YOKSULLUK

Dünyada her yıl 11 milyon kişinin açlık veya yetersiz beslenme yüzünden öldüğü tahmin ediliyor.
300 milyonu çocuk olmak üzere, 800 milyon açlığa maruz insanın 203 milyonu Güney Afrika'da, 519 milyonu Asya ve Pasifik'te, 53 milyonu Latin Amerika ve Karayipler'de, 33 milyonu ise Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da yaşamaktadır.

Çünkü:

Dünya'da açlık sorununun giderek derinleşmesinin ve bu konudaki endişelerin artmasının en önemli iki nedeni, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak artan kuraklık ve bölgesel anlaşmazlıklardan doğan çatışmalardır.

İnsanoğlu tarih boyunca en büyük İç Kargaşası Açlık Sorunu olmuştur.

Dünyada açlıktan en çok etkilenen ülkelerin dörtte üçü savaşların yıktığı/tahrip ettiği ülkelerdir.

  •  Bulaşıcı Hastalıklar

Dünya Sağlık Örgütü, bulaşıcı hastalıkların tarihte görülmedik ölçüde hızlı yayıldıklarını bildirmektedir.
Örgüt, "Daha Güvenli Bir Gelecek" adlı raporunda 1967'den bu yana hastalığa sebep olan 32 yeni mikrop ya da virüsün bulunduğunu belirtmektedir.
HIV / AİDS, Ebola, Marburg, SARS, Kuş Gribi bunlardan Sadece Birkaçıdır .
Dünya Sağlık Örgütü, ülkelerden, salgın hastalıkları gizlenmemesi, virüs örnekleriyle tedavi yöntemlerinin paylaşılmasını istediği raporda, dayanışma sağlanmaması halinde, Büyük Bir Salgın Beklediklerini Açıklamıştır..


  • Obezite

Her yıl yaklaşık 400.000 ABD vatandaşı obezite ile ilintili hastalıklar nedeni ile ölmektedir.
. Son 10 yılda obezite oranı % 33 artmıştır. 2010 da önlenebilir ölüm nedenleri arasında sigara içiciliğini geçerek 1. neden olması beklenmektedir.
. 20 yıl içinde dünyada ki en önemli sağlık sorunu olması beklenmektedir.
. 1992 de ABD de 20.000 kilo verme cerrahisi yapılmışken bu sayı 2006 da 177.600 e çıkmıştır.
. Cerrahi kilo verme sonrası hastaların % 94 ü yaşam kalitesinde çok belirgin iyileşme bildirmektedir.
. Çin'de 1989 da çocukluk dönemi obezite oranı % 1.5 iken batı tarzı beslenmenin yayılması ile 1997 de % 12.6 ya, erişkinlerde ise oran % 14.6 dan % 28.9 a çıkmıştır.
. VKİ si 20 ile 24 arasında olan bir erişkine göre VKİ si > 35 olan bir erişkinin sağlık harcamaları % 44 artmaktadır.
. Kilo verme cerrahisinde ölüm riski 1998 ile 2004 arasında % 78.7 azalarak, % 0.89 dan % 0.19 a inmiş aynı dönemde cerrahi sonrası kilo verme ile şişmanlığa bağlı ölümlerde % 69 azalma sağlanmıştır.
. Aşırı şişman hastaların ancak 1/7 si ABD de normal yaşam beklentisi olan % 76.9 a ulaşıyor.
. Şişmanlık, yaşam beklentisini, kadınlarda 9, erkeklerde ise 12 yıl kısaltıyor.
. 1986 ile 2000 yılları arasında şişman (vki > 30) sayısı iki katına asırı şişman (vki > 40) dört katına, süper şişman (vki > 50) sayısı ise 5 katına çıkmıştır.
. VKİ si > 30 olan kadınlarda meme kanseri riski VKİ si < 25 olan kadınlara göre % 82 artmaktadır.
. ABD de kanser ölümlerinin erkeklerde % 14 kadınlarda ise % 20 sinin obezite ile ilişkili olduğu kanıtlanmış.
. Tip 2 diabet (insüline bağımlı olmayan şeker hastalığı) riski VKİ si > 30 olan kişilerde 60 ila 80 kat artmaktadır.
. Aşırı şişmanlıkta yıllık ölüm riski şişman olmayan yaş ayarlanmış bir kişiye göre 40 kat artabilir.
. İleri derecede şişman hastaların önemli bir bölümü durumunu; sağırlık, körlük yada konuşma bozukluğundan daha kötü olarak tanımlamaktadır.

  • Terör

Dünya genelinde hem de Türkiye’de çok büyük sorunlar yaratmıştır
Günümüzde de bu sorunlar hala devam etmektedir.
Ülkemizdeki ve dünyadaki bu temel sorunun kavramsal olarak neyi ifade ettiğini, nasıl ortaya çıktığını, kimler tarafından gerçekleştirildiğini kısacası terörün önce dünya sonra da Türkiye tarihçesinden bahsetmek yararlı olacaktır.

Bu durum tüm dünya toplumunun güvenliğini derinden etkilemiş ve böylelikle uluslararası terörizmin bu denli yaygın olmasında başrol oynamıştır.
Terörün sınır aşan bir hal alması durumunda uluslararası terörizm ile karşı karşıya kalınır.
11 Eylül saldırıları sonucunda terörizmin uluslararası boyutlarda algılandığı, globalleşme ve terör algılarının birlikte ele alınarak uluslararası ilişkiler disiplinin birer parçası olduğunu analiz etmiştir. Uluslararası sistemde temel aktör olan devletin etkisinin son bulduğu, ulus devlet kavramını yıkmak ve bir Takım bölgesel yeni devletler kurmak amacıyla bölgesel, ulusal veya küresel terör örgütleri;
Yeni kurulan dünya düzeninde etkisini belirgin bir şekilde gösterecektir.
Fakat günümüzde uluslararası terörizm terimi daha çok birden fazla devleti hedef alan veya birden fazla ülkede eş zamanlı birbirine benzer eylemlerde bulunan terörizmi ifade etmektedir.

Terörün dış destek olmadan varlığını devam ettiremeyeceği bilinen bir gerçektir.
Günümüzde terör örgütleri devletler, sivil toplum kuruluşları, bankalar, bireyler ve diğer organize suç örgütleri tarafından finanse edilmekte , “Terörizm, YANİ uluslararası terörizm, mutlaka bir devletin himayesinde gerçekleşir.
Terör bir taraftan da savaşın düşük yoğunluklu şekline bürünmüş halini yansıtır.”
Küresel terörizm ile uluslararası terörizm arasındaki fark şudur;
Uluslararası terörizm devlet merkezli bir terördür.
Terörizm; siyasal amaçlar için sistemli, örgütlü ve sürekli terör kullanmayı sistemleştiren bir strateji anlayışıdı

Devletle ilişkisi olan, devletle silahlı çatışmaya giren ve bu çatışmalar için başka bir devletin veya devletlerin desteklediğini alan terör gruplarının eylemleri uluslararası terörizm kapsamına girer.
Örneğin; PKK, ETA gibi. Diğer taraftan; globalleşme (küreselleşme), bir anlamda devletin kendisini dışarıda (uluslararası alanda) tutan durumudur. Küresel terörde bunu yansıtır. Kendi çıkarları için mücadele eden sivil örgütleri de küresel terör kapsamına almamız gerekir. Örneğin; El-Kaide.
Terör, siyasi amacı elde etmeye ve halkta belli düşünce ve davranışları benimsetmeye yönelik, halkta veya halkın belli bir kesiminde korku ve panik oluşturmak için zorlamayı ve şiddetin kullanılacağına ilişkin güncel tehdidi ifade etmektedir.
Terör ile terörizm farklı kavramlardır.


  •  Uyuşturucu Madde Bağımlılığı

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan 2010 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre; gelişmekte olan ülkelerde amfetamin tipi uyarıcılar ve reçeteli ilaçlar başta olmak üzere uyuşturucu madde kullanımı artmaktadır.
Rapora göre geçen yıl dünya çapında 20 milyon uyuşturucu bağımlısı bağımlılık tedavisi alamamıştır. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin (EMCDDA) raporuna göre 1990’lardan itibaren uyuşturucu kullanımının dramatik bir artış gösterdiği, günümüzde tüm Avrupalı yetişkinlerin neredeyse dörtte biri en az bir kez uyuşturucu kullandığı aktarılmaktadır. EMCDDA ya göre genç yetişkinlerin yaklaşık %2 ila %2,5’inin her gün veya neredeyse her gün esrar kullandığı, erkeklerde bu oranın çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Esrar kullanımında yaşam boyu yaygınlığın yetişkinlerin yaklaşık %22 si olduğu, bu oranın yaklaşık 74 milyon kişiye karşılık geldiği tahmin edilmektedir. Bu oranlar kokain için %3,9 (13 milyon kişi) ekstazi için %3,1 (10 milyon) ve Amfetaminler için ise %3.5 (12 milyon) dur.    Sorunlu opioid (afyon ve türevleri) kullanıcılarının sayısının 1,2 ila 1,5 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Avrupa’da 15-39 yaşındaki Avrupalılar arasındaki tüm ölümlerin %4’ünden uyuşturucu kaynaklı ölümler sorumlu olduğu ve bunların yaklaşık üçte birinde opioidlere bağlı olduğu belirtilmektedir. Tüm tedavi taleplerinin %50’den fazlasında birincil uyuşturucunun opioid (afyon) türevleri olduğu, 2007 yılında yaklaşık 650.000 opioid kullanıcısı tedavisi gördüğü bildirilmektedir. Bu rapor Avrupa’nın uyuşturucu sorunun kalbinde bulunan iki madde olan eroin ve kokain kullanımında durumun iyileştiğine ilişkin bir işaretin bulunmadığının altını çizmektedir.

Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Madde İzleme Merkezi’nin verilerine göre; Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2006 yılında Türkiye genelinde 60 ilde 26000 okullu genç üzerinde yapılan araştırmaya göre, gençlerin %2,9’u son üç ay içinde uyuşturucu yarıcı madde kullandıklarını belirtmişlerdir. 2006-2007 yılları içinde Türkiye’de yatarak tedavi imkânı bulan 2853 kişinin %43,6’sı afyon ve türevleri, %36,3’ü ise esrar kullanımı nedeniyle tedavi görmüştür. Uyuşturucu madde kullanımının ve madde kullanımına bağlı ölümlerin yıllar içinde artış gösterdiği gözlenmektedir. Tüm bu verilere karşın, Türkiye’de alkol ve madde bağımlılığı tedavisinde özelleşmiş kamu ve özel sağlık kuruluşu sayısı son derece azdır.  

Uyuşturucu kullanımı hakkında

Uyuşturucu kullanımı insan sağlığı için ciddi bir tehdittir.
Uyuşturucu kullanımı, ölümlerin yanı sıra, yeti yitimlerine, yaşamların dramatik bir şekilde kararmasına, bireyin ve toplumun refah düzeyinin düşmesine;
Madde ile suç ve kazaların, enfeksiyon hastalıklarının artmasına yol açmakta.
Ülkemizde uyuşturucu kullanımın önlenmesi ve azaltılmasına yönelik önlemlerin daha ciddiyetle ve samimiyetle ele alınması gereklidir. Bu amaçla;

 Madde bağımlılığı tedavi merkezlerinin sayısı ile bu kurumlarda çalışan personelin sayısı ve çeşitliliği artırılmalı ve eğitimli personellerin bu kurumlarda çalışması sağlanmalıdır.
Madde bağımlılığı merkezlerinin tüm yurtta yaygınlaşması sağlanmalıdır.

 Dünyada uygulanan tüm ilaç ve tedavi yöntemlerinin ülkemizdeki madde kullanıcılarının hizmetine sunulması ve kullanılması sağlanmalıdır.

 Madde kullanımını bırakamayan kullanıcılara yönelik zarar azaltma programları devreye sokulmalıdır.

 Bilimsel temeli olan önleme etkinliklerinin sayısı artırılmalı, bu etkinlikler hazırlanırken bilimsel kuruluşların ve meslek örgütlerinin görüşleri alınmalıdır.

Önleme etkinliklerin etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmalıdır. Önleme etkinliklerini yürütecek kuruluşlara destek verilmelidir.

 Uyuşturucu bağımlılığı bir suç değil, bir sağlık sorunudur. Tüm uyuşturucu bağımlılarının tedaviye ücretsiz ve hızla ulaşması sosyal devletin bir sorumluluğu olarak kabul edilmelidir.


  • Şiddet ve Taciz



Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumunun (USAK) “Türkiye’de Kadına  Yönelik Şiddet Raporu”nda, Türkiye’deki verilerin yanı sıra çeşitli ülkelerde  yapılan araştırmaların sonuçlarına yer verildi.



Buna göre, kadın haklarının korunması konusunda yapısal yasal önlemlerin  olduğu Avrupa ve ABD’de de kadına yönelik şiddet oranları oldukça yüksek.



Türkiye de Sayı Binleri Aşmıştır



ABD Adalet Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde yapılan  araştırmalar, kadınların yüzde 55’inin hayatlarının bir döneminde şiddet  gördüğüne işaret ediyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Kadınları 2010 Raporu’na göre ise Danimarka’da  kadınların yüzde 27’si, Almanya’da yüzde 25’i, Norveç’te yüzde 22’si hayatlarının  bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddet mağduru olduğunu dile getiriyor.
Dünya Sağlık Örgütünün tespitlerine göre, cinsel şiddet dünya genelinde  en yaygın şekilde kadınlara yönelik uygulanıyor.


TÜRKİYE de ve DÜNYA da HEMEN HERGÜN OLAĞAN ŞEYLERİN KISA BİR ÖZETİYDİ BU

BARIŞ DOLU SAVAŞSIZ ÇOCUKLARIN ÖLMEDİĞİ BİR DÜNYA DİLİYORUM ...

DÜNYA GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN .









SAKİN TİYATRO'NUN 8 YILLIK DESTANSI HİKÂYESİ

ANKARA DEVLET OPERA BALESİ EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN DOĞAN SANAT Bir Öğretmenin, Bir Sanatçının, Bir Babanın Ardından Bıraktığı İz… Gerze’ye il...