30 Ağustos 2018 Perşembe

ŞİİR: GÖÇMEN DEĞİL MİYİZ ? (TURNA'M )

İSMAİL KARAÇAM:

Vakit geldi...
Kaldır kanadını
Kes ayaklarını yerden
Rüzgarın keyfi hazırsa
Ve dolduracaksa kanatlarının altını
Tutamaz kimse bizi
Adımız göçmen
Ve bir zafer işaretine nazireyiz biz

NUR ÖZADA:

Tek sıra düşeriz yollara
Giderken çift
Belki dönerken yalnızız
Kim soracak ki
Kim bilecek ki bu halimizi
Unutulduk korkusuyladır dönüşümüz


NuR ÖzaDa:

Belki yaralıyız belki acılı bir yürek
Kanadımız kırık ama bu yollar bitmez
Bitse bile seneye devam eder yürüyüp gider
Bu dostane uçuşumuz

İSMAİL KARAÇAM:

Kaç şehir geçeriz, kaç nehir, ayaküstü değil

NuR ÖzaDa:

Orayı Gözlerimize sonra Kalbimize Kazarız

İSMAİL KARAÇAM:

Turna derler... turap oluruz yola revanız

NuR ÖzaDa:

Durmaz yol alırız
Bir kaç dakika su molası
Ondan sonra uçup gideriz
Yollar bitmez

İSMAİL KARAÇAM:

Ve aşıkların sazının tellerindeyiz,
Sevdanın göz bebeğiyiz
Bizi çağırır sevdalı yürekler
Hangi şiirki bizsiz
Hangi söz varki biz olmadan cevap verir

NuR ÖzaDa:

Bazen suskun oluruz
Belki sorulan her soruya sessiz kalırız
Ama gün gelir konuşuruz
Fakat bazı sözler vardır ki yerinde
Bazıları vardır hiç yerinde olmayıp içimizi acıtan
Ama biz birer göçmen kuşlarız
Ne sesimiz çıkar ne de sözümüz olur
Ama herzaman diyeceklerimizi kalbimize gömeriz

İSMAİL KARAÇAM:

Yolumuz uzundur, incedir, Veysel'in yoldaşıdır, yarenidir
Mektubu sen getirirsin sıladan
İçimiz daralır ya bazen
gözümüz kararır ya
Akıtırız ya içimize inci inci
Kal desekte,
Yakarsakta
Keşkelerin bittiği yerdeysek
Sussakta, konuşmasakta...
Aşığın dili oluruz,
Aşk kapısının kulu oluruz
Kahi veli olur, kahi deli oluruz
Sorma...
Kalbimiz yaralanır

NuR ÖzaDa:

Acır ama susarız atarız içimize
Yazarız, küçücük bir yere yuva yaparız
Herşeyi feda edip aşkların en güzelini belki yaşarız

İSMAİL KARAÇAM:

Konuşamamanın feryadıdır kalemimizin döktüğü
Yüzümüzde ağlayacak hal kalmaz ya, fırtına oluruz
Yanarız ya, hayaliyle tutuşuruz ya.. bu hasılı gurbetin
Yol ayrımına gireriz ya geldiğimiz ülkelere
Kimbilir hangi diyarların sevdalısıyız...
Biz bu dünyanın unutulan göçmen kuşlarıyız
Hüzzam olursun, Barak olursun, İbrahimi olursun Turnam
Baş tacı olursun, yar derler sana, yaren derler, derler sana derlerki sunam
Bu dünyayı yaktım, ahiretimide hemde, ateşlerdemi istersin, al senin olsun bu can
Sorma, sorgulama, yüreğimi yardım, ah yar... bilmezmisin senin yoluna feda olsam
Azrailden korkummu var... korkum sensizliktir, korkum sevdanın harındayım

NuR ÖzaDa:

Şeytanın olmadık azabını sana çektirmeyi değil
Kendime çektirir ama sana asla çektirmem
Çünkü sen benim ömrüm
Çünkü sen benim namusumsun
Acı günlerde bile yanında olabilecek
Herhangi kişi değilim ben seni koruyacak kollayacağım

İSMAİL KARAÇAM:

Onurumsun turnam, söyleyeceğim her şeyin hecesisin, bilmezmisin
Hesabımımı istiyorsun... esaretindeyim
Çek bu gönülü, al götür istersen göm derim
Işığımı söndürmüşsün, gam değil sevgilim
Bırak yol alayım...
Her bahar, tekrar tekrar... bir ömür sana ulaşayım
Sorma bu yüreği... sorma bu yüreği... ölümüne sana varayım

NUR ÖZADA:

.... Sorma gitsin sana olan bu sevdamı
Buruk yüreğim sana adanmış
Kimse seni ordan alamaz
Uğruna feda edilmiş onca savaş
Onca kederli hapishane günleri

İSMAİL KARAÇAM:

Gözlerim uzak şehirlere odaklanır, toz toprak demezsin menzile varırsın
Bırakma beni yalnız bu diyarda, ne rüzgar okşar saçlarımı, ne aynalarda bulamam seni
Ne kokusu kalır, ne yağmuru duyarım, ne çocuksu gülebilirim, sen gidersen
Söyleyeceklerim var sevdaya dair.. Söyleyemem... Göçmen kuşum ben
Bilmezmisin, ilkim sensin, ilksin, bilmezmisin yalnızca seni sevdim,
Haydi elimden tutsana, feryadımı duysana, ağlayamazsın bilirim soğuk duvar yüreklim
Haydi nefesin... son nefesimde kalsın, karışsın gözümden döktüklerim tenine desem
Körlük bahanem değil, kör saatlerimin kurbanıda değilim, kabahitide kendimde değil bilirim
Ecelmisin, elindeki ipimi çekermisin, yoksa, yoksa sende göçmen kuşlar gibi gidermisin
İşte gidiyorsun, yine elveda demiyorsun, başka baharımı bekliyorsun,
Kime kastın, banamı... Al istediğin cansa can, bense ben, şikayetin ne o zaman
Ya uyan bu rüyadan, ya uyandır beni Turnam... bedeli neyse alda kurtulayım istediğini
Biliyorum... umudum ne başka bahara, nede geleceksin... Hoşçakal desemde ne olacakki...
Ben hoş değilim... istersen sen hoşkal.. sevdiğim

NuR ÖzaDa:

Bir göçmen kuş misali
Al benden ne istiyorsan
Alda gideyim
Bende HEM HOŞ HEMDE İYİ KAL SEVDİGİM ...

ŞAİR: İSMAİL KARAÇAM VE NUR ÖZADA
TARİH ve YIL - ☆ 30 AĞUSTOS 2010 ☆ "2018" .
SAAT:01:16 'ta GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİ İÇİN Yazıldı.

SİNOP VE İSTANBUL

" TELIF HAKKI OLAN BIR SIIR'I
IZINSIZ ALINTI YAPMAK PAYLASMAK YASAK VE SUÇTUR "

27 Mart 2018 Salı

SANAT ( TİYATRO NEDİR ? & TİYATRO TARİHİ )


  • TİYATRO TARİHİ


Bir öyküyü, sahne olarak ayrılmış bir yerde, oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "Seyirlik Yeri" anlamına gelen '' Theatron '' dan türetilmiş, dilimize İtalyanca'daki Teatro sözcüğünden geçmiştir.

Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.

  • İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği ODİTORYUM.
  • Oyunun sergilendiği SAHNE.
  • Sahnenin İki Kenarında ve Arkasında, Çeşitli Dekor ve Gereçlerin Bulunduğu SAHNE ARKASI yada KULİS.

TİYATRO NEDİR ?

 

  • Tiyatro'nun Yapı Unsurları


Bir olaya dayalı olarak oluşturulan tüm edebi türlerde olduğu gibi bu oyun türünde de “Konu, kişi, zaman ve mekan” gibi ögeler bulunmaktadır.

Olay (Dramatik Örgü): 

Sahnelenen oyundaki olaylar, tiyatronun konusunu oluşturmaktadır.
Oyun içindeki olay örgüsü aynı zamanda “Dramatik örgü” olarak da adlandırılırken,
Olaylar daha önce yazılabileceği gibi sahnede doğaçlama olarak da gelişebilmektedir.


 Tragedya (Trajedi):
Konusunu tarihten ve efsanelerden alan, ağırlıklı olarak acıklı olayları konu edinen tiyatrolara “Tragedya” denilmektedir. Trajedilerde kişiler Yunan mitolojisindeki Tanrı ve Tanrıçaların  oluşmaktadır. Bu türde soylu kişilere yönelik olduğundan kaba sözlere, kavgaya, kanlı görüntülere yer verilmez ve Aynı zamanda “Üç birlik kuralı” da keskin bir şekilde uygulanmaktadır.

Kişi: 

Eserde özellikleri ve konuşmaları belirtilmiş olan karakterler kişileri oluşturmaktadır.

Eserde yer alan kişiler sahnede oyuncular tarafından canlandırılmaktadır. 

Oyuncuların yetenekleri ve roldeki başarıları eserdeki kişilerin tüm özelliklerinin tam olarak sahneye yansıtmalı.


Mekan (Sahne): 

 Anlatmaya bağlı edebi metinlerde olayların gerçekleştiği yerler betimlemeler yapılarak okuyucunun zihninde canlandırılır. Tiyatrolarda ise mekan dekorlarla sahnede izleyiciye gösterilmelidir.
 

Zaman: 

 Olayların gerçekleştiği zaman sahnede dekorlarla tasvir edilir. 

Fakat Günümüz Tiyatrosunda zaman geniş bir zamanı kapsayabilmektedir. Modern Günümüzden öncesinde olayların 24 saat zaman dilimi içinde gerçekleştiği üç birlik kuralı uzun bir süre bu oyunlarda uygulanması gerekir.

 Diksiyon: 

Tiyatro ve benzeri sözlü edebiyat türlerinde, seslerin, sözlerin, vurguların anlam ve heyecan duraklarının duru ve açık bir biçimde söylenmesidir.

 

TÜRKİYE'de TÜRK TİYATROSU'nun ÖNEMLİ KARAKTERLERİ  

 

 Her ne kadar bu türün modern örnekleri 19. yüzyılda ülkemizde görülse de çok eski bir geçmişi olan Geleneksel Türk oyunlarını dört başlıkta inceleyebiliriz.


  •     Karagöz

  •     Orta Oyunu

  •     Meddah










  •     Köy Seyirlik Oyunları 'dır ... 

     

     

     ............................................................................................................

     

     

     BENİM İSE SİZLERE BUGÜN ADINA BIRAKABİLECEĞİM 

    UFAK BİR KAÇ CÜMLER İSE ŞUNLAR ,

     

    TİYATRO + TEXT + EMEK + SAHNE  = PERDE (  SAHNE TOZU  )

    YANİ SİZ SEYİRCİLER in KARŞISI

    BİZLER TIPKI BAYRAMLIĞINI ALMIŞ ,

    BAYRAM SABAHINA GİYMEK İÇİN HEYCANLA SABAH OLSUN DİYE BAŞUCUNA KOYUP BEKLEYEN ÇOCUKLAR MİSALİ 

     

    İLK TİYATROYA ADIM ATARIZ ,

    DİKSİYON ÇALIŞIP TEXT OKURUZ ,

    SONRA EMEK VERİRİZ YOĞURURUZ BEDEN DİLİMİZLE OYUN KARAKTERİMİZLE KENDİMİZİ,

    DAHA SONRA İSE SAHNE DE ÇALIŞIP PERDE DERİZ SAHNE TOZUNA ..

    SİZLERLE BULUŞMAYA ...

     

    BİZLER ASLA YORULMAYAN SİZLERİN GÜLÜMSEMESİYLE MUTLU OLAN 

    SAHNE KARAKTERİMİZE BÜRÜNÜP SAHNE SONRASI SİZLERLE BİR OLANIZ BİZ 

    BİZ TİYATRO OYUNCULARIYIZ 

    BİZ EMEĞİN FEDAKARLIĞIN ADIYIZ ... 

     

    SİZLERİN YAŞADIKLARI ACI TATLI HÜZÜNLÜ MUTLU OLAYLARI

    HER HALİNİZLE YANSITABİLENLERİZ 

    BİZLERİ UNUTMAYIN !

    BİZLERDE SİZLERİ ANLATMAYI OYUNLARIMIZDA UNUTMAYACAĞIZ.

    SAHNEMİZİN IŞIĞININ SÖNMEMESİ PERDELERİMİZİN KAPANMAMASI DİLEĞİ İLE 

     

    27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN  ...





    BURADAN HALA YAŞAYAN VE ARAMIZDAN AYRILAN ,

    BÜYÜK USTALARIMIZ ÖĞRETMENLERİMİZ BİZİ AYDINLATAN BİZLERE YOL GÖSTEREN 


    SEVGİLİ

    MUHSİN ERTUĞRUL  

    MÜŞFİK & KARDEŞİ YILDIZ KENTER 

    MÜJDAT GEZEN  

    NEJAT UYGUR

    GAZANFER & GÖNÜL ÜLKÜ ÖZCAN 

    SUNA PEKUYSAL

    NEVRA & METİN SEREZLİ 

    SUNA SELEN 

    ADİLE NAŞİT  

    RUTKAY AZİZ 

    SERRA YILMAZ

    AYTEN GÖKÇER

    AFİFE JALE 

    HALDUN DORMEN  

    TUNCEL KURTİZ 

    LEVENT KIRCA 

    ÇOLPAN İLHAN ALIŞIK  & SADRİ ALIŞIK 

    GENCO ERKAL 

    ZEKİ ALASYA 

    METİN AKPINAR

    FERHAN ŞENSOY 

    EROL GÜNAYDIN 

    TOMRİS İNCER 

    HALİT AKÇATEPE

    AYLA ALGAN 

    HUYSUZ VİRJİN ( SEYFİ DURSUNOĞLU )

    VE NİCESİ HEPSİNİ SAYGIYLA YAD EDİYOR ,

    YAŞAYANLARADA UZUN SIHHATLİ ÖMÜRLER DİLİYORUM ...

                                                                                       NUR ÖZADA

     



SAKİN TİYATRO'NUN 8 YILLIK DESTANSI HİKÂYESİ

ANKARA DEVLET OPERA BALESİ EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN DOĞAN SANAT Bir Öğretmenin, Bir Sanatçının, Bir Babanın Ardından Bıraktığı İz… Gerze’ye il...